PEYGAMBER EFENDİMİZİ RÜYANIZDA GÖRSENİZ...

PEYGAMBER EFENDİMİZİ RÜYANIZDA GÖRSENİZ,
 Size dese ki: ( sizi kastederek) " Allah Teala, falan kuluma söyle namazını dosdoğru kılsın diyor"
Ne yapardınız?
 Herhalde bu konuda daha dikkatli olurdunuz değil mi?
 Rüyadan çok daha önemli olan Kitabımızda İbrahim suresi 31. ayette Rabbimiz
 Peygamberimize hitaben diyor ki: "İMAN
 EDEN KULLARIMA SÖYLE NAMAZLARINI
 DOSDOĞRU KILSINLAR...".
 Ben bir mümin olarak bu ayeti Ali Uslu kuluma söyle biçiminde anlıyorum.
 Siz de kendi isminizi koyarak anlayabilirsiniz.

İNSAN, BU GÜN ÇOK SEVDİĞİ KİŞİDEN YARIN NEFRET EDEBİLİR Mİ?

KALP NEDİR

Arapça olan “kalp” kelimesinin sözlük anlamı “ değişken” demekmiş. “inkılap” kelimesi de aynı kökten türemiş olup, bir toplumdaki köklü değişiklikler için kullanılır.
Kalp değişken olunca bu gün sevdiğini, yarın sevmeyebilir. Başka bir gün nefret bile edebilir. Veya ; Bu gün sevmediğini yarın sevebilir.
Bir kişi size çok sevdiğini söylerken de, sizden nefret ettiğini söylerken de doğru söylüyor olabilir. Kalp değişmiş olabilir.
Dini konularda da böyledir. Kırk yıllık dindar kişi ibadetleri terk edebilir, hatta dinsiz olabilir. Veya ömrünün büyük bir kısmını gafletle geçirmiş bir kişi gece-gündüz ibadetle meşgul hale gelebilir.

 Kalpler Allah’ın elindedir.
  Kalpler Allah’ın elindedir lakin Allah Teala her şeyi bir hikmete göre yapar. Yani bizim kalplerimizi de bir hikmete binaen değiştirir. Mesela, Saff suresi 5. Ayette “…Onlar (yoldan) sapınca Allah da kalplerini saptırdı…” buyurarak kalpleri olumsuza çevirmenin hikmetini bize bildirir. Yani kişi kendi isteğiyle batıla, günaha meylediyor Cenab-ı Hakk da kalbini çeviriyor. Yaptığını güzel görmeye başlıyor.

Enfal/ 24 ise Rabbimiz kalplerimizin olumsuz yönde çevrilmesinin sebebini, hikmetini Allah Teala’nın ve Rasulünün çağrılarına icabet etmemek olarak belirtir.

Peygamber efendimiz şöyle dua edermiş:

“Ey kalpleri ve bakış(tarzlarını) değiştiren Allah’ım!
Kalbimi senin dinin üzerine ve sana itaat üzere sabit kıl. Göz açıp kapayıncaya hatta ondan daha az zamanda bile beni nefsimin eline bırakma.” 


                                                                                                                    Ali USLU




ÇOCUKLAR SÖZLERİMİZDEN DAHA ÇOK TEPKİLERİMİZDEN ETKİLENİRLER.

   Çocuklar, bizim tepkilerimize göre neye ne kadar önem verdiğimizi tesbit ederler.

Mesela; Çocuğu dersinden düşük not aldığında telaşlanan ve çareler arayan ebeveynler, ahlaksız bir davranışı karşısında bu kadar telaşlanmıyor, "zamanı gelince düzelir" diye düşünüyorsa, çocuk iyi not almanın güzel ahlaktan daha önemli olduğunu öğrenmiş olur.
   Çocuğu parasını kaybettiğinde buna üzülen ve sıkı sıkı tembihleyen ebeveynler, ahlaksız sayılan bir davranışı karşısında bu kadar üzülmüyor ve telaşlanmıyorsa çocuk, paranın ahlaktan daha önemli olduğunu öğrenmiş olur.
Örnekleri çoğaltarak yazıyı Fazla uzatmayayım.
Fakat sizler bu tür örnekleri çoğaltarak düşünebilir ve anlatabilirsiniz.

SÜTTEKİ BAKTERİLER.


  Taze sütün içerisinde bir miktar bakteri ve başka mikro organizmalar bulunabilir. Belli bir orana kadar süt, içindeki bakterileri ve diğerlerini tolere eder. Yani süt bozulmaz.
Fakat bakteriler çoğalıp belli oranı aşınca bu sefer süt bozulur.
 Toplumlar da böyledir. Toplumlarda, ahlaksızlar, sahtekarlar, hırsızlar, rüşvetçiler, haksız kazanç elde edenler, v.b. bulunabilir. Bunlarla mücadele edilir çoğalmasına izin verilmezse  toplumlar bunları tolere edebilirler. Fakat, yeteri kadar mücadele edilmez ve çoğalırlarsa, sütün bozulması gibi toplumlar da hızla bozulurlar. Gücünü kaybederler  ve manevi anlamda sağlıksız bir hal alırlar.

Kurumlar, STK’lar, partiler de böyledirler
  

ALLAH'IN ÇARPTIĞI ADAM!

   Derviş, ziyaret için gittiği ilçede arkadaşıyla buluştular. Bir çay ocağının önüne oturup sohbet edip çay içiyorlardı.
O esnada önlerinden bastonuna dayanarak yürüyen altmış yaşlarında bir şahıs geçiyordu.
Arkadaşı dedi ki:
"Şu adam var ya, Bir zamanlar ilçenin en zenginlerindendi. Gayr-i menkulleri çok fazlaydı. İmalathaneleri vardı. Çevresinde çok kişi olan, hatırlı bir kimseydi. Şimdi eski bir evde kirada oturuyor. Onun bunun yardımlarıyla geçiniyor. Çevresinde de pek kimse kalmadı. Sağlığı da gördüğün gibi.
Bazı kimseler "Allah bunu çarptı" diyorlar. Bu söz doğru olabilir mi?"
Derviş biraz düşündü ve dedi ki:
"Sen Kuran'da anlatılan Hz. Eyyüp Peygamberin hayatına benzer bir hayattan bahsediyorsun. Sence Allah Teala Hz. Eyyüb’ü çarpmış olabilir mi?"
....
Sonra ilave etti:
Bak kardeşim! İnsanların başlarına gelen olumsuzlukların sebepleri farklı farklıdır. Mesela:
Yaptıklarının cezasını çekiyor olabilirler.
Allah Teala onların günahlarını affetmek veya derecelerini yükseltmek istemiş olabilir.
Bu onların İmtihanı olabilir.
Bizler Allah Teala'nın muradını bilemeyiz. Kendimizin veya ailemizin başına olumsuzluklar geldiğinde:
"Bu olumsuzluk, yaptığım bir hatanın sonucu mu acaba" diye düşünüp yanlışlarımız varsa düzeltmeli ve tevbe istiğfar etmeliyiz.
Başkalarının başına gelen (bize göre) olumsuz durumlarda ise:
"Allah Teala belki, onun günahlarını affetmek, derecesini yükseltmek istiyordur. Veya imtihan ediyordur." diye düşünmeliyiz.
Bu sayede kendi hatalarımızı düzelme ihtimalimiz olduğu gibi başkaları hakkında da su-i zannda bulunmamış oluruz.
Ayrıca, Allah Teala'nın bildirmediği bir konuda "Allah bunu şundan dolayı şöyle yaptı" demek haddi aşmaktır.

ÇOK DEĞERLİ VELİLER!

  Okullar açıldı, çocuklarınızı okullara gönderiyor ve onları öğretmenlere emanet ediyorsunuz.
Öğretmenlerin büyük çoğunluğu onların kendilerine emanet olduğunun bilincindedirler. Onları en güzel biçimde geleceğe hazırlamak için ellerinden geleni yaparlar.
Çocuklarınızın geleceğe daha iyi hazırlanması için sizler de bazı konularda öğretmenleri anlamaya çalışınız.
   Öğretmenler de toplumun birer ferdidirler. Aynen iş yerindeki arkadaşlarınız gibi. İçerisinde çok kuralcı olanı da vardır. Kuralları esnetenleri de. Neşelisi de vardır, somurtkanı da. Espriyi seveni de vardır, şakadan hoşlanmayanları da. Cömerti de vardır, cimrisi de. Hayata hep olumsuz yönlerden bakanı da vardır, pozitif bakanları da. Dindar olanı da vardır dine mesafeli olanı da. Siyasi görüşleri de farklıdır. Aynen diğer inanlar gibi bazen hata yapabilirler.
Çocuğunuz, öğretmenle ilgili bir problemini söylediğinde onun söylediğini doğru kabul ederek hemen öğretmeni suçlamayınız. Önce meselenin aslını araştırınız. Gerekirse öğretmene gidip  meseleyi öğrenmeye çalışınız. Önce suçlar sonra öğretmenin haklı olduğunu anlarsanız. öğretmen kırılır.
Araştırmalar sonunda çocuğunuzun hayatını etkileyecek derecede bir problemle karşılaşırsanız o zaman hakkınızı sonuna kadar arayınız
  Onlar robat değildirler. Bazen mutludurlar, bazen üzgün. Bazen kendilerinin bazen ailelerinin sağlık sorunları olabilir. Onların da aileleri vardır, bazen sizin olduğu gibi onların da ailevi sorunları olabilir. Yani psikolojileri tek düze değildir.
Bu durum ister istemez sınıfa yansır. Bazen ufak bir harekete aşırı tepki de verebilirler.
Bu durum süreklilik göstermiyorsa en küçük bir olumsuzlukta soluğu milli eğitime şikayete giderseniz öğretmen kırılır.
Öğretmen kırılınca derslerdeki şevki de kırılır. İşte o zaman robot bir öğretmene döner. Ne sevgisini yansıtır ne öfkesini. Çocuğun gözünün içine bakmaz. sadece resmi olarak yapması gerekenleri yapar. Çocuğunuz sanki televizyondan öğreniyormuş gibi olur. Halbuki çocuğun ihtiyacı  öğretmenin gözünden enerji almaktır. Öğretmeni şikayet ederek bu enerjiyi tüketebilirsiniz.
Çocuğunuzun sınıfı da özel seçilmiş mükemmel kişiler değildir. Belki sınavla alan okullarda  seviyeler birbirine yakın olabilir fakat davranış ve huy olarak birbirinden farklıdır.
  İşte bu farklılıklardan dolayı bazen arkadaşlarıyla problemler yaşayacaktır. Problemler çok büyük değilse müdahale etmeyin. Bırakın aralarında çözsünler. Böylece hayata daha iyi hazırlanmış olurlar. Çünkü okul hayatından sonra da bu toplumda yaşayacaklar; gerek iş hayatında, gerekse sosyal hayatta çok değişik insanlarla karşılaşacaklardır. Okulda problemlerle başa çıkmayı, problemleri çözmeyi öğrenen çocuğunuz ileriki hayatı için antremanlı olacaktır.


BÜYÜK KAYALARI YERİNDEN OYNATMAK.

   Bir kayayı kaldırıp istediğiniz yere koyma imkanınız yoksa, onu kımıldatmadan önce bir kez daha düşünün. Çünkü:

1-Yerinden kımıldattığınız kayayı isteseniz de aynı yerine koyamayabilirsiniz.
2-Kaya yuvarlanıp sizin kontrolünüzden çıkabilir.
3-Kontrolden çıkan kaya kimleri ve neleri ezecek bilemezsiniz.
4-Belki de kaya parçalanıp sizin hiç istemediğiniz bir konuma düşebilir.


MANŞET!

PEYGAMBER EFENDİMİZİ RÜYANIZDA GÖRSENİZ...

PEYGAMBER EFENDİMİZİ RÜYANIZDA GÖRSENİZ,  Size dese ki: ( sizi kastederek) " Allah Teala, falan kuluma söyle namazını dosdoğru kılsın ...