OK YAYDAN ÇIKMADAN (MİNİ ÖYKÜ)

Derviş anlatmaya devam etti:
Ok yaydan çıktıktan sonra artık senin kontrolünde değildir.
Onu tutma veya geri çevirme şansın yoktur.
Senin istediğin yere mi gider başka bir yere mi gider belli olmaz.
Belki de hiç istemediğin halde birilerini yaralar,
bir şeyleri kırar döker.
Bundan dolayı oku atmadan önce iyi düşünmek gerekir.
Unutma! Söylenen her söz atılan bir ok gibidir.
Şu farkla ki; Okun açtığı yara, zamanla düzelirken, sözün açtığı yara zamanla daha da derinleşir.

“SÜBHANALLAH “ CÜMLESİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELERİM.

1-“SÜBHANALLAH” Tesbihatını söylemek kişiyi o anda atomlardan galaksilere kadar Evrenle uyumlu hale getirir. Diye düşünüyorum.
Çünkü, Kur’an-ı Kerim’de: “ Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”( Hadîd : 1-DİB meali) buyuruluyor.
2- Acaba bu mübarek cümle, Kainattaki varlıklarla iletişim kurmadaki bir şifre midir?
Aşağıdaki Hadis-i Şerifin : ;”… sübhanallah velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur.” Bölümünden ,bu mübarek cümlelerin sevap olarak çok büyük karşılığı olduğunu anlıyoruz. Bunun yanında söyleyen kişinin ağzından çıktıktan sonra halka halka yayılarak yer ve gök arasındaki tüm atomlarla iletişime geçerek oraları doldurduğunu düşenebilir miyiz?
4638 - Ebu Malik el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Abdest imanın yarısıdır. Elhamdülilllah mizanı doldurur; sübhanallah velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur; namaz nurdur; sadaka bürhandır; sabır ziyadır; Kur'ân ise lehine veya aleyhine bir hüccettir. Herkes sabahleyin kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helâk eder."
(Müslim, Taharet 1, (223); Tirmizi, Da'avat 91, (3512); Nesai, Zekat 1, (5, 5-6).) 

Bu mübarek cümleler bu kadar önemli olduğu halde. Sübhanallah cümlesini Fesuphanallah diyerek türkü formatında okumanın eğlenmenin ve oynamanın ne kadar büyük bir gaflet olduğunu anlatmaya gerek yoktur herhalde.

ALLAH TEALA KİMLERİ SEVER

ALLAH TEALA KİMLERİ SEVER-1
1-MUHSİNLERİ SEVER:.2/195, 3/134, 3/148, 5/13, 5/93
Muhsin: Yaptığını güzel yapan, iyi davranan, iyilik eden gibi anlamlarda kullanılmıştır
"Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever."
Bakara : 195( Diyanet Vakfı)
"Allah yolunda harcama yapın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever."
Bakara : 195(Kuran yolu meali)
"Onlar (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever".
Âl-i İmrân : 134 (Kuran yolu)
"Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever."
Âl-i İmrân : 134(Diyanet işleri Başkanlığı meali)
O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.
Âl-i İmrân : 134(Diyanet Vakfı)
************************************
2- MÜTTAKİLERİ SEVER. 3/76, 9/4, 9/7
Hayır yol var, Allah var, her kim ahdine vefa eder ve korunursa şüphe yok ki Allah o muttekileri sever.
 Âl-i İmrân : 76 Elmalı meali)

Hayır, öyle değil! Her kim ahdine vefa gösterir ve günah işlemekten sakınırsa, bilsin ki Allah o sakınanları sever. Âl-i İmrân : 76 Kuran yolu meali)

Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.
 Âl-i İmrân : 76(DİB)

AKLIMIZDA BULUNSUN

AKLIMIZDA BULUNSUN
HERHALDE
Cumhuriyet döneminde yazılan, Hasan Basri ÇANTAY Mealinde ve Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR Tefsirinde "herhalde" kelimesi "muhakkak, şüphesiz, kesinlikle" anlamında kullanılmıştır. Demek ki önceleri "herhalde" kelimesi "istisnasız her durumda" anlamında kesinlik ifadesi için kullanılırken, zamanla şüphe ifade eden bir sözcüğe dönüşmüştür. Bu sözcüğü, okuduğumuz kitap veya makalenin yazılış tarihine göre düşünmek gerekiyor.
Örnek:
“... Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.”Tevbe : 4 (DİB meali) 
“…her halde Allah, müttekileri sever.” Tevbe : 4 (Elmalı meali)


*************************************
AKLIMIZDA BULUNSUN! 
ZULÜM / ZALİM.
Kuran-ı Kerim'de sıkça geçen "zulüm" kavramı "adalet" kavramının zıttı için kullanılır.
Yani zulüm, haksızlık adaletsizlik demektir.
Yine aynı kökten türeyen "zalim" kavramı ise haksızlık yapan, adaletsizlik yapan anlamında kullanılır.
ÖRNEK: "Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."

(Lokman Sûresi/13. Ayet)

********************


ŞEY/EŞYA


MİNİ ÖYKÜ/ DERVİŞ VE BİLGİ

Arkadaşlarıyla sohbet ederlerken konu ilim ve  üzerine yoğunlaşmıştı.
Mevzuun bitmesine yakın bir arkadaşı dervişe sordu.
-Derviş! Hangi şeyi bilmek daha önemlidir sence?
Derviş uzun süre sustuktan sonra cevapladı:
-Haddini bilmektir. Haddini bilen kendini de bilir. Koca Yunus demiş ya:
"İlim ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir."
Kişiye haddini öğretemeyen ilmin kime faydası olur ki.

AİLELER ÇOCUKLARININ GÜZEL AHLAKLI OLMALARINA NASIL KATKIDA BULUNABİLİRLER?

1-Onlara güzel örnek olarak.
2-Güzel ortamlara gitmesini sağlayarak.
3-Örnek şahsiyetlerin hayatlarından okuyarak veya varsa filmlerini izleterek. Veya anlatarak.
4-Onların güzel davranışları söylenip takdir ve tebrik edilmelidir. Hataları ise uygun bir ortamda uygun bir lisan ile söylenmelidir.
4-Tepkiler vererek. Çocuklar bizim tepkilerimize göre neye ne kadar önem verdiğimizi tesbit ederler. Mesela çocuk dersinden düşük not aldığında telaşlanan ve çareler arayan ebeveynler, ahlaksız bir davranışı karşısında bu kadar telaşlanmıyor, zamanı gelince düzelir diye düşünüyorsa çocuk iyi not almanın güzel ahlaktan daha önemli olduğunu öğrenmiş olur.
   Çocuk parasını kaybettiğinde buna üzülen ve sıkı sıkı tembihleyen ebeveynler, ahlaksız sayılan bir davranışı karşısında bu kadar üzülmüyor ve telaşlanmıyorsa çocuk paranın ahlaktan daha önemli olduğunu öğrenmiş olur.

BEĞENDİĞİM ALINTI YAZILAR.dan

Prof Dr. Muhammed Ratib Nablusi Hoca'dan:
 
En şiddetli hastalıklardan biri SİNSİ hastalıktır.
Belirtileri görülen yahut hissedilen türden değildir. Yakalandığınızda çok ciddi zarar verir...
Bu hastalığın adı “nimete alışma hastalığı” dır.
Dört şekilde kendini gösterir.
1- Allah'ın nimetlerine alışmak. Adeta nimet
değilmiş gibi görmeye başlamak.
Nimetin nimet olduğunu hissetmeyip müktesep hak gibi görmek.
2- Evine giren kişinin ‍ailesini sağ salim görmeye alışması. Onları iyi halde görüp bunun için Allah'a hamdu sena etmemek.
3- Alışverişe gidip market arabasına dilediğini koyup ücretini ödeyerek evine dönerken nimeti vereni ve ona şükretmenin gerektiğini zerre miktar hissetmemek. Bunu gayet normal bir durum olarak görüp adeta en tabii hakkı gibi telakki etmek.
4- Her sabah güven içinde uyanıp sağlığı yerinde bir şikayeti ağrısı sızısı olmadan kalktığında Allah'a hamd etmemek.
Dikkat!
Sen bu durumlardan birisini yaşıyorsan tehlike altındasın.
Evine girdiğinde…
Allah sana anne baba yahut eş çoluk çocuk nimeti vermişse,
Sağlıklı ve iyi bir durumda isen Allah tealaya bol bol hamdet, şükret...
Hayatının nimetlere alışmanı sağlanmasına izin verme.
Sen hayatını bu yüceler yücesi İlaha hamd ve şükre alıştır...
Nasılsın diye sorduklarında "Aynı be ne olsun" deme!...
Sen sayamayacağın nimetler içindesin
Allah teala sana onları yeniliyor. Güncelliyor...
Hem de hergün.
Sana hamd ve Şükrü de farz kılmış.
Niceleri o güne senin sahip olduğun nimetlerinden mahrum başlamıştır.
Nicesi güven içindeyken o gün korkarak kalkmıştır.
Nice çalışan o gün işsiz kalmıştır.
Nice zengin o gün fakir düşmüştür.
Nice gözü gören o gün kör ‍olmuştur...
Nice sağlıklı insan o gün sağlığını kaybetmiştir.
Sana ise nimetler yenilenmiştir.
O zaman de ki:
Allah'a hamd olsun...

MANŞET!

OK YAYDAN ÇIKMADAN (MİNİ ÖYKÜ)

Derviş anlatmaya devam etti: Ok yaydan çıktıktan sonra artık senin kontrolünde değildir. Onu tutma veya geri çevirme şansın yoktur. Senin...