EĞİTİMDE GÜZEL ÖRNEKLER (2)

EĞİTİMDE GÜZEL ÖRNEKLER
TEMA Vakfı başkanı Hayrettin Karaca'yı TV programında dinlemiştim.
O küçükken, annesi yemek yaptığında bazen komşularına, özellikle yoksul veya yaşlılara yemek gönderirmiş. Gönderirken çok kısık bir sesle dermiş ki:
"Hayrettin! Bunu al falan teyzeye ver gel."
Hayrettin bey diyor ki:
Ben annemin konuşma tarzından bu işin çok gizli tutulması gerektiğini anlardım ve öyle yapardım.
Annem o konuşmayı kısık sesle yaparken evde sadece üç kişiydik. Annem,babam ve ben. Dolayısıyla  konuşmayı hepimiz duyuyorduk. Fakat O, kısık sesle konuşarak yapılan iyiliğin gizli yapılması gerektiğini bana öğretmiş oluyordu.

ÜÇ AYLARDA ÜÇ ŞEY

ÜÇ AYLARDA ÜÇ ŞEY
Malum mübarek üç ayların en önemlisi Ramazan ayıdır.
Ramazan ayı ise önemini Kur'andan alır.
"Ramazan ayı, ki Kur’an o ayda indirilmiştir."(Bakara /185) Bildiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim’in inmeye başladığı Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.(Kadir/3)
O zaman düşünelim:
Kur'an’ın indiği gece bin aydan daha değerli ise; O’nun indiği ay, diğer aylardan değerli ise Kur'an’ın kendisi ne kadar değerlidir?
Buradan yola çıkarak şu çıkarımlarda bulunabiliriz:
Kur'an-ı Kerim’i okuyarak veya anlama gayretiyle geçirdiğimiz bir saat, diğer binlerce günden daha değerlidir.
Ramazan ayı çok değerli olduğundan her anı bizler için mühimdir. Bundan dolayıdır ki -kanaatime göre- Ramazan'a hazırlık için önceki iki ay dahi önemli kılınmıştır.
Malum, önemli şeylere önceden hazırlanılır, son güne bırakılmaz. Mesela Dünya Kupası maçlarına katılacak takımlar epey önceden hazırlık maçları yapmaya başlarlar. Yoksa sonuç hüsran olur. Bizler de Ramazan ayına ruh ve beden yönünden hazırlık yapmalıyız. Hiç hazırlanmadan Ramazan’a başlarsak istenilen performansı gösteremeyiz.
Peki bu iki ayda ne gibi hazırlık yapmalıyız?
1-ZARARLILARI BIRAKMALIYIZ. Rabbimizin hoşlanmadığı davranışlarımız, sözlerimiz, ahlakımız varsa bunları bu iki ayda bırakmaya çalışmalıyız
2-YARARLI ŞEYLERİ ÇOĞALTMALIYIZ. Rabbimizin emrettiği şeylerde noksanlarımız varsa onları tamamlamalı, O’nun tavsiye ettiği, bizi Rabbimize yaklaştıracak şeyleri çoğaltmalıyız. Mesela nafile namazlar, oruç, Kur’an okumak, tesbihat, zikir, dua gibi nafile ibadetlerimizi çoğaltmalıyız. İbadetlerimizi ve ahlakımızı Peygamber Efendimizinkine benzetmeye çalışmalıyız.
3- ZARARI DA YARARI DA OLMAYAN ŞEYLERİ TERKETMELİ HİÇ OLMAZSA AZALTMALIYIZ. Bu tür söz ve davranışlarımız her ne kadar zararı olmasa da -kardan zarar- sayılır. Çok önemli zaman dilimlerini boşa geçirmemize sebep olurlar.
İlk iki ayda bunları yaparsak, inşallah Ramazanı daha dolu bir biçimde geçirebilir ve O ayın bereketinden daha çok istifade edebiliriz.
NOT: Bir davranışın bırakılması ve kazanılması yaklaşık kırk gündür.
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net

KÖTÜ VE KÖTÜNÜN KÖTÜSÜ


Kötü şeyler vardır. Bir de kötünün de kötüsü şeyler...
Mesela;
Hırsızlık kötüdür.
Fakat gariban bir kimsenin parasını çalmak daha kötüdür.

Zina kötüdür,
Fakat, aile içi zina iğrençtir.

Yalan kötüdür,
Fakat Allah Teala ve Peygamberimiz adına yalan sözler daha kötüdür.

Bir kişiyle alay etmek kötüdür.
Fakat özürlü bir kişinin özrünü konu ederek alay etmek daha kötüdür.

Sır açıklamak kötüdür.
Fakat dostlarının sana verdiği sırları onlarla aranız açıldığında ifşa etmek daha kötüdür.

Hainlik kötüdür.
Fakat sana güvenen  bu sebeple önlem almayan kişiye hainlik daha kötüdür.

Bir kişiyi dövmek kötüdür.
Fakat sakat, kimsesiz veya savunmasız kimseleri dövmek daha kötüdür.

Bir kişiye küfretmek kötüdür,
Fakat, ana-babaya küfretmek iğrençtir.

İftiranın her çeşidi kötüdür,
Fakat kişinin iffetiyle ilgili yapılan iftira daha kötüdür.

MUTLU OLMAK VEYA MUTSUZ OLMAMAK İÇİN...


MUTLU OLMAK VEYA MUTSUZ OLMAMAK İÇİN... (1)
Kişiyi mutsuz eden şeylerin ilk sıralarında beklentilerinin gerçekleşmemesi gelir.
Beklentilerimizi azalttığımız oranda mutluluğumuz da artar. En azından bu konuda mutsuz olmayız.
Bu beklentiler; İlgi, sevgi-saygı, teşekkür, vefa gibi beklentiler olabildiği gibi,
Makam- mevki veya maddi şeyler de olabilir.
***************************************************
MUTLU OLMAK (VEYA MUTSUZ OLMAMAK İÇİN) -2
Kişinin problem yaşadığı kişileri affedememesi de onu mutsuz yapar.
Düşünsenize! O kişiyi her gördüğünüzde yapılanları hatırlayıp huzursuz olursunuz.
Veya olayı her hatırlayışınızda iç aleminizde farklı olumsuz duygular meydana gelir. (Öfke, kırgınlık, nefret gibi) Bunlar da sizin mutluluğunuza o anda engel olurlar.
Çaresi affetmektir.
Eğer af edemiyorsak Allah Teala'ya havale edip hesabı Ahirete bırakmak bizi rahatlatır.
 
***********************************************

MUTLU OLMAK VEYA MUTSUZ OLMAMAK İÇİN...(3)
Kişiyi mutsuz veya huzursuz yapan şeylerden biri de; kişinin olduğundan farklı görünmeye çalışmasıdır.
Olduğumuz gibi görünür veya göründüğümüz gibi olursak hem daha huzurlu oluruz, hem de çevremizdeki saygınlığımız artar.

*******************************************

MUTLU OLMAK VEYA MUTSUZ OLMAMAK İÇİN...(4) 


Kişinin kanaatkar olması, elindekiyle yetinebilmeyi bilmesi ve şükredebilmesi  kişiyi mutlu yaparken; Aşırı hırslı olması, kendisini (maddi anlamda)başkalarıyla kıyaslaması onları mutsuz yapar.

*****************************************

MUTLU OLMAK (VEYA MUTSUZ OLMAMAK) İÇİN.-5
Kişinin, kendisini ilgilendirmeyen mevzularla ilgilenmesi ve konuşması, onu bazen sıkıntıya sokar ve mutsuzluğuna sebep olur.
 
************************************************ 

OK YAYDAN ÇIKMADAN (MİNİ ÖYKÜ)

Derviş anlatmaya devam etti:
Ok yaydan çıktıktan sonra artık senin kontrolünde değildir.
Onu tutma veya geri çevirme şansın yoktur.
Senin istediğin yere mi gider başka bir yere mi gider belli olmaz.
Belki de hiç istemediğin halde birilerini yaralar,
bir şeyleri kırar döker.
Bundan dolayı oku atmadan önce iyi düşünmek gerekir.
Unutma! Söylenen her söz atılan bir ok gibidir.
Şu farkla ki; Okun açtığı yara, zamanla düzelirken, sözün açtığı yara zamanla daha da derinleşir.

“SÜBHANALLAH “ CÜMLESİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELERİM.

1-“SÜBHANALLAH” Tesbihatını söylemek kişiyi o anda atomlardan galaksilere kadar Evrenle uyumlu hale getirir. Diye düşünüyorum.
Çünkü, Kur’an-ı Kerim’de: “ Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”( Hadîd : 1-DİB meali) buyuruluyor.
2- Acaba bu mübarek cümle, Kainattaki varlıklarla iletişim kurmadaki bir şifre midir?
Aşağıdaki Hadis-i Şerifin : ;”… sübhanallah velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur.” Bölümünden ,bu mübarek cümlelerin sevap olarak çok büyük karşılığı olduğunu anlıyoruz. Bunun yanında söyleyen kişinin ağzından çıktıktan sonra halka halka yayılarak yer ve gök arasındaki tüm atomlarla iletişime geçerek oraları doldurduğunu düşenebilir miyiz?
4638 - Ebu Malik el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Abdest imanın yarısıdır. Elhamdülilllah mizanı doldurur; sübhanallah velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur; namaz nurdur; sadaka bürhandır; sabır ziyadır; Kur'ân ise lehine veya aleyhine bir hüccettir. Herkes sabahleyin kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helâk eder."
(Müslim, Taharet 1, (223); Tirmizi, Da'avat 91, (3512); Nesai, Zekat 1, (5, 5-6).) 

Bu mübarek cümleler bu kadar önemli olduğu halde. Sübhanallah cümlesini Fesuphanallah diyerek türkü formatında okumanın eğlenmenin ve oynamanın ne kadar büyük bir gaflet olduğunu anlatmaya gerek yoktur herhalde.

AKLIMIZDA BULUNSUN


AKLIMIZDA BULUNSUN-1
HERHALDE
Cumhuriyet döneminde yazılan, Hasan Basri ÇANTAY Mealinde ve Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR Tefsirinde "herhalde" kelimesi "muhakkak, şüphesiz, kesinlikle" anlamında kullanılmıştır. Demek ki önceleri "herhalde" kelimesi "istisnasız her durumda" anlamında kesinlik ifadesi için kullanılırken, zamanla şüphe ifade eden bir sözcüğe dönüşmüştür. Bu sözcüğü, okuduğumuz kitap veya makalenin yazılış tarihine göre düşünmek gerekiyor.
Örnek:
“... Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.”Tevbe : 4 (DİB meali)
“…her halde Allah, müttekileri sever.” Tevbe : 4 (Elmalı meali)

*************************************
AKLIMIZDA BULUNSUN!-2

ZULÜM / ZALİM.
Kuran-ı Kerim'de sıkça geçen "zulüm" kavramı "adalet" kavramının zıttı için kullanılır.
Yani zulüm, haksızlık adaletsizlik demektir.
Yine aynı kökten türeyen "zalim" kavramı ise haksızlık yapan, adaletsizlik yapan anlamında kullanılır.
ÖRNEK: "Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."
(Lokman Sûresi/13. Ayet)
 ********************
AKLIMIZDA BULUNSUN-3
SAPIKLAR:
Kur'an-ı Kerim meallerinde ve dini kaynak kitaplarda gördüğümüz "sapık","sapıklar" ifadesi itikadi anlamda doğru yoldan sapmışlar için kullanılır. Türkçedeki şu andaki kullanımıyla "tacizciler" için kullanılan "sapık" anlamında değildir.
*************************************
AKLIMIZDA BULUNSUN-4
ŞEY/EŞYA
Dini kaynak kitaplarımızda ve Felsefe kitaplarında gördüğümüz "EŞYA" kelimesi, şey kelimesinin çoğulu için kullanılır. Ve Allah'tan başka her şeyi kapsar.
Örnek" eşyada aslolan ibahadır." (Mecelle maddesi)
Türkçemizde şu anda kullandığımız "araç_ gereç" anlamında kullanılmaz.

MANŞET!

EĞİTİMDE GÜZEL ÖRNEKLER (2)

EĞİTİMDE GÜZEL ÖRNEKLER TEMA Vakfı başkanı Hayrettin Karaca'yı TV programında dinlemiştim. O küçükken, annesi yemek yaptığında bazen k...