YOUTUBE KANALIMIZ

 Kısa videolarımızın yayınlanacağı YouTube kanalımızın linki aşağıdadır:

https://youtube.com/@aliusluhayat

ARAMIZDA HIZLA YAYILAN SAPIK MEZHEP

Ülkemizdeki müslümanlar arasında son yıllarda ortaya çıkan ve git gide hızla artan bir sapık (dalalet) mezhep var.
Ben buna "herkes böyle yapıyor mezhebi" diyorum.
Allah Teala'nın bizlere çizdiği haram-helal çizgileri bellidir. Belirtilen açık haramları herkes böyle yapıyor diye helal saydığımızda, caiz gördüğümüzde bu durum bizi iman dairesinden çıkarır. İtikâden sapık (dââl) durumuna düşeriz.
Haramları helal saymayıp fakat, "herkes böyle yapıyor" diyerek bu durumları zamanın gereği olarak kabullendiğimizde, bunlardan rahatsızlık duymadığımızda bu durum itikâdî olarak da tehlikeli olmakla birlikte en hafifinden fâsık durumuna düşmüş oluruz. Bu yaptıklarımızdan ve yapılmasına sebep/ aracı olduklarımızdan dolayı pişman olup istiğfar etmemiz gerekir.
Bir haramın herkes tarafından yapılması onu helal yapmaz.
Bir haramın toplum tarafından "ayıp" olarak telakki edilmemesi de onu haramlıktan çıkarmaz, meşru hale getirmez.
Aslında adı konulmamış itikadi ve ameli yönden bir sapık mezhep var ve bu mezhebin mensupları git gide çoğalıyor.
Rabbim nefsimizi ve neslimizi muhafaza eylesin. İstikametten ayırmasın.

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE BENİ HÜZÜNLENDİREN ÖĞRENCİLERİM.

   Kişinin hatırlanması, kendisine güzel temenni ve dileklerde bulunulması o kişide  elbette güzel duygular oluşturur. ve mutlu olurlar.

Öğretmenler gününde ben de bu duyguları yaşardım. Fakat bazen de hüzünlenirdim. Çünkü özellikle ilkokul ve ortaokullarda o gün derse girdiğimde bazı sınıflarda öğrenciler sıraya girerler öğretmenin elini öpüp hediye verirler. Ben işte bu durumdan rahatsız olurdum.

"Elinizin öpülmesinden ve hediye verilmesinden niçin rahatsız oluyorsunuz" diyebilirsiniz.

O çocukların içerisinde ailesinin maddi durumu pek iyi olmayanlar da vardır. Ortaokullarda derslerine en az on öğretmen giriyordur. Belki bu çocuk diğer arkadaşlarından geri kalmamak veya onların yanında utanmamak için hediye almak zorunda kalmıştır. Belki hediye almak için ailesini üzdü. Bu gibi düşünceler beni hep rahatsız ederdi. Özellikle sıraya geçilmiş vaziyette hediye takdim edenlerin hediyelerini alırken yüzüm gülse de  ruhen hep rahatsızlık duyardım. 

Gerçi hediyeler maddi olarak çok değerli olmasa da yine de bu düşünceler beni rahatsız ederdi.

Hediye kabul etmemeyi düşündüm. Fakat bu sefer de sana değer verdiğini belirtmek için hediye almış öğrencilerin üzülmesinden endişe ederdim.

Bazen de sıraya girmiş öğrencilerden bazısı elimi öper ve sanki büyük bir suç işlemiş gibi boynunu büküp "Kusura bakmayın öğretmenim hediye alamadım" demesi benim içimi acıtırdı ve çok hüzünlenirdim.

Çocukların küçük de olsa hediyelerine karşı sınıfa çikolata cinsi şeylerle gidip karşılık vermeye çalışırdım

Liselerde nisbeten daha iyi olurdu. Bazı sınıflarda sınıf adına sınıf başkanı öğretmene bir gül takdim eder mesele biterdi. Bu beni rahatlatırdı.

Bu vesile ile öğretmenlerimizin gününü kutluyorum. Vefat eden öğretmenlerimize Allah Teala'dan rahmetler diliyorum.

24 KASIM 2022 / Emekli öğretmen Ali USLU

BIRAK CANIM ONU

Yıllar önce (hangi vesile ile olduğunu hatırlamıyorum) bir çok tanıdık bir araya gelmiştik. Eskilerden, yenilerden, orada olan-olmayan tanıdıklarımızdan vs konuşurken, oradakilerin bir çoğunun tanıdığı bir kişinin ismi geçince, bir arkadaş biraz sert biçimde "bırak canım onu" demişti.
Bu sert tepki karşısında oradakiler arkadaşa baktılar ve sözün arkasını beklediler. Fakat arkadaş devam etmedi. Ben oradakilerin duyacağı biçimde "neden böyle söylediğini" sordum. "Boş ver"dedi. Ben ısrar ettim yine "boş ver" deyince ben olaya müdahale ettim. Şuna benzer şeyler söyledim:
"Arkadaş açıklamayacağın meseleyi hiç açmasaydın problem yoktu. Fakat sen o kişi hakkında "bırak canım onu" deyince herkesin kafasında değişik istifhamlar oluştu. Mesela ben şöyle düşündüm: Acaba bu adam hırsızlık mı yaptı? Birisinin namusuna mı göz dikti? Emanete ihanet mi etti? Birilerine iftira mı attı? Birilerini dolandırdı mı? vs. Bu sebeple buradaki kişilerin kafalarındaki istifhamları gidermen lazım."
O zaman, o kişiyle arasında geçen tatsız bir olayı anlattı. Anlattığı mesele de çok büyütülecek bir şey değildi. O kişinin yaptığı biraz kaba veya çiğlik dediğimiz bir davranıştı. Bundan dolayı arkadaş kırılmıştı.
Buradan şunu anlatmak istiyorum. Toplum içerisinde birileri hakkında olumsuz anlamda konuşmak zaten iyi bir şey değildir. İşin gıybete giren bölümleri vardır. Buna rağmen konuşacaksak muğlak (net olmayan) ifadelerden kaçınmak gerekir. Çünkü muğlak ifadeler herkesin zihninde farklı anlamlara dönüşebilir ki bunun vebali büyük olur ve telafisi zordur.
Bir de işyerlerinde vb. karşı cinsle konuşurken net ifadeler içeren sözler söylenmeli; Değişik anlamlara gelebilecek sözlerden, cümlelerden sakınılmalı ki şeytana alan açılmasın. Bir sözü senin hangi niyetle söylediğin önemlidir. Fakat dinleyenin nasıl anlayacağını da düşünmek, aradaki şeytan faktörünü de unutmamak gerekir

SÖZÜN ŞEHVETİ

"Sözün şehveti" diye bir tabir duymuşsunuzdur. Özellikle kalabalıklar karşısında konuşurken kendini sözün şehvetine kaptıranlar bazen öyle tuhaf/abartılı laflar ederler ki, sonra akılları başlarına gelince önceki söylediklerini izah edebilmek için epeyce uğraşırlar.
Fakat söz ağızdan çıkmış, kameralar kaydetmiştir. Ne kadar uğraşsanız düzeltemezsiniz.
Bu tuhaf/ abartılı sözler yüzünden konuşma esnasında söylenen bir çok hakikat de bu hengamede gümbürtüye gider.
Hani sınavlarda "dört yanlış bir doğruyu götürür" ya, böyle durumlarda bir yanlış dört doğruyu götürür.
Toplumun önünde olan kişiler sözün şehvetine karşı dikkatli olmalı, hele alimler veya alim olarak telakki edilen kişiler sözlerini ( tabiri caiz ise gram gram) tartarak söylemelidirler.
ALİ USLU

SELAMLAŞMA CİMRİSİ Mİ OLDUK?

     Bizim kültürümüzde yolda karşılaştığımız tanıdığımız, tanımadığımız kimselerle selamlaşmak vardı."Vardı" diyerek geçmiş zaman kipi kullandım. Çünkü; İnsanlarımızın büyük çoğunluğu yolda karşılaştığı kimselerden tanımadıklarıyla selamlaşmıyorlar artık. Tanıdıkları arasından ise sadece önceden merhabası olanlarla selamlaşıyorlar. Bilmem bu durum sizin de dikkatinizi çekti mi?

Kalabalık yerlerde karşılaşılan herkesle selamlaşmak pek uygun olmayabilir. Lakin tenha yollarda karşımızdan gelen kimselerle selamlaşmalıyız diye düşünüyorum.

Peygamber Efendimiz "...Aranızda selamı yayınız."(Müslim) buyurmuşlar. Bizler de Efendimizin bu tavsiyesine uyarak sünnet-i seniyyeye uygun davranmalıyız.

Selamlaşmanın faydaları:

1-Peygamber Efendimizin tavsiyesini yerine getirdiğimiz için sevaplar kazanırız.

2- Selamlaştığımız kişilerle birbirimize dua etmiş oluruz. (Ki başkaları için yaptığımız dualara melekler de iştirak ederler)

3-Selamlaştığımız kişilerle tanışmaya ve aramızda sevgi-saygı oluşmasına vesile olur.

Bizler, en azından orta yaşlılar ve yaşlılar yolda gördüğümüz gençlere selam vererek bu konuda örnek olabiliriz.

ALİ USLU- TAVŞANLI

SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK (!)

 DİYALOG

-Hocam, sizce bu günün en büyük problemi nedir?

-Kardeşim, Gerek medyadan gerekse çevreden gözlemleyebildiğim kadarıyla değişik kesimlerin öncelikli problemi farklı olmakla birlikte (tüm sosyal katmanların) genel anlamda problemini "sınır tanımazlık" olarak görüyorum.

-Sınır tanımazlık meselesini biraz daha açabilir misiniz?

-İnsanların çoğu kendilerine sınır çizilmesini özgürlüğüne karışmak olarak algılıyorlar veya ifade ediyorlar.

 Mesela Allah Teala'ya karşı sınırlarımız nelerdir? Bunu nereden nasıl öğreniriz? sorusu git gide azalıyor. 

İnsanların birbirleriyle ilişkilerinde sınırlar nelerdir? Karşı cinsle arasındaki sınırlar nelerdir?

Anne-baba ile çocuklar arsındaki sınırlar nelerdir?

Konuşmalarımızın sınırları var mıdır? Nelerdir?

Mahremiyet sınırımız nerede başlar nerede biter? gibi sorular da pek düşünülmüyor. Onun için günümüzün kendini özgür olarak niteleyen ve sınır tanımayan insanı farkına varmadan hem kendini hem çevresini felakete götürüyor.

Trafikte herkesin özgürlük adına kural ve sınır tanımadığını düşünsek sonuç nasıl olur? Ortalık tam bir trafik karmaşasına döner değil mi? Diğer saydığım konularda da aslında durum böyle oluyor, kargaşaya gidiyor, fakat trafikteki gibi hemen görülmüyor.

Bu durumun neticesi olarak, psikolojik buhranlar, aile içi huzursuzluklar, bireylerin aşırı dünyevileşme isteği, buna bağlı olarak toplumda artan sahtekarlıklar, gasp, hırsızlık ve cinayetler  ve fertlerin birbirine güvensizliği gibi pek çok problem oluşuyor. Bu problemlerin halli için de meşru ve gayrı meşru bir çok yollara gidilmektedir.

ALİ USLU

MANŞET!

YOUTUBE KANALIMIZ

 Kısa videolarımızın yayınlanacağı YouTube kanalımızın linki aşağıdadır: https://youtube.com/@aliusluhayat