HAYATİ ÖNEME HAİZ İLAÇLAR...

Farz edelim ki (Allah Teala muhafaza eylesin) çok ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz. Güvendiğiniz, işinin ehli doktorunuz size diyor ki:
-Bakın beyefendi/veya hanımefendi! Şimdilik iyileştiniz, fakat çok riskli bir durumunuz var. Şu ilaçları, vaktinde ve şu tarife göre, ömrünüz boyunca kullanacaksınız. Sakın ihmal etmeyin.
 Yolculukta, cenazede, düğünde vs. yani her durum ve şartta kullanmaya dikkat edin. sakın ihmal etmeyin!
 Ne yapardınız?
O ilaçları önerilen şekilde kullanmaya dikkat ederdiniz değil mi? 
Beş vakit namazı da mutlaka alınması gereken manevi ilaçlara benzetiyorum.

Bunu aşağıdaki ayetten anladım.
Ayette savaşlarda nasıl namaz kılacağımız belirtiliyor.
Bir düşünelim! Allah için cihada çıkmışsınız, düşmanın saldırma tehlikesi var ve bu durumda bile bizim nasıl namaz kılacağımız anlatılıyor.

Aynen yukarıdaki hayati önem taşıyan ilaçların alınması gibi bir durum var sanki. Namaz öyle bir gıda ki savaşta bile olsak o gıdayı almamız emrediliyor.
Hatta mahrumiyet durumlarında bile...
"Su yoksa teyemmümle kıl. Ayakta duramıyorsan oturarak kıl. Oturamıyorsan yatarak kıl. Vücudun hareket edemiyorsa ima ile kıl." deniliyor. Yani bu manevi ilaçları al deniliyor.

Bu ayetten çıkardığım sonuçlardan birisi de: Savaşta bile namazın terki uygun değilse hangi işimiz savaştaki durumumuzdan daha önemli olabilir?
Ayet-i kerime meali şöyle:
.“Savaşta mü’minler arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza dursunlar ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. Onlar secde ettikten sonra geri çekilip düşmana karşı dursunlar ve yerlerine henüz namaza durmamış olan diğer topluluk gelsin. Onlar da tedbirli şekilde ve silâhlarını yanlarına alarak seninle beraber namaz kılsınlar.” (Nisa, 4/102)
Rabbim nefsimizi ve neslimizi namazlarını ihmal etmeyen ve rızasına uygun eda eden bahtiyar mü'minlerden eylesin.
14/01/2020           Ali USLU / TAVŞANLI 

UHUT ZİYARETİMDE HAYAL KIRIKLIKLARIM.


 Hacc ibadeti için Mukaddes beldelere gittiğimde, (Uhut’da) iki yerde hayal kırıklığı yaşamıştım.

Birincisi; Uhut savaşının yapıldığı yerlerin bir kısmı (dağ etekleri)iskana açılmış gecekondu bölgesi olmuştu. Bu durum Meşhur Uhud savaşını gözümde canlandırmaya engel oluyordu. İskana açılacak başka yemi kalmamıştı???

İkincisi; Okçular tepesinin yüksekliği beni şaşırtmıştı. İslam tarihi derslerinde gördüğümüz, okuduğumuz şeyleri tepenin o vaziyetini gördükten sonra kafanızda canlandıramıyorsunuz.
Mesela 50 okçu bu tepenin neresine yerleştirilmiş olabilir? Halid bin Velid atlılarla buranın neresinden dolanmış olabilir vb sorulara tam cevap alamıyorsunuz zihninizde.

 Neyse ki bu meseleyi konuştuğumuz bir hocamız sayesinde zihnimizdeki problemler halloldu.

Mehmet Talu hocayla sohbet ederken bu meseleyi sordum. Ki kendisi sık sık umreye ve Hacca görevli olarak giderler. Demişti ki:

"Okçular tepesi yaklaşık 20 metre aşağıya indirildi."
Suud  yönetiminin  tarih anlayışı maalesef tam bir facia.

Adamlar hangi akılla yaptılarsa, kepçelerle, dozerlerle, kamyonlarla o meşhur tepeyi 20 metre kadar indirmişler. Orada sembolik bir tepe kalmış.

 Her yıl milyonlarca kişinin de tepeye çıkıp indiğini düşünürseniz (ki,hiç bir koruma önlemi yok) muhtemelen bir kaç metre de öyle inmiştir.

Daha sonra umre için gittiğimde o tepenin üzerine zihnimde 20-25 metre ilave edince İslam Tarihi derslerinde gördüğümüz bilgiler yerlerine oturabildi.
Neyse... Bu vesile ile Peygamber efendimize bir salat u selam okuyalım, Ayrıca bir Fatiha üç ihlas okuyup Uhut savaşına katılan, orada şehit  ve gazi olan sahabe efendilerimize bağışlayalım.
Buyurun efendim...

Ali USLU-     11/01/2020 -  TAVŞANLI

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR


   Doktor arkadaşla çocuklar üzerine konuşup dertleşiyoruz. Diyor ki:
"Bayan muayeneye gelmiş, yanında çocuğu var. Çocuğun davranışlarında neredeyse sınır yok. Muayene aygıtlarını oynuyor, orayı burayı kurcalıyor, Bir şey demiyorum fakat, rahatsız olduğumu hissettirerek bakıyorum. Çocuk anlamıyor, çünkü hiç engellenmemiş. Annesi diyor ki:

-Doktor bey çocuğumuz hiperaktif."

Düşünüyorum. Zihnimde deli sorular...

*Bizim zamanımızda böyle hiperaktif çocuklar yok muydu?

*Şimdilerde birden bire niye çoğaldı?

*Hiperaktif denilen çocukların kaçı gerçekten öyle?

*Böyle bir mazeret bazı ebeveynlerin işine mi geliyor?

*Bu çocukların her yaptığına göz yumulmalı mıdır?

*Yoksa… şımarıklığın adını hipeaktivite mi koydular?

10/01/2020   Ali USLU/ TAVŞANLI
 


Arapçada "el-lisanü mizanü'l-akli"(dil-konuşma- aklın ölçüsüdür-göstergesidir-) diye bir söz vardır.
Bu söz bence doğrudur.
Fakat, dil (konuşma, yazma vb.) sadece aklın ölçüsü değildir.
Aynı zamanda;
Dindarlığın bir göstergesidir.
Ahlakın bir göstergesidir.
Edep ve terbiyenin bir göstergesidir.
Bilgi düzeyinin bir göstergesidir.
Kültür seviyesinin bir göstergesidir.
İç aleminin bir yansımasıdır.

Bu konuda bizim de güzel bir atasözümüz vardır:
"İnsanlar yeni tanıdıkları kişileri dış görünüşüne göre ağırlar;
konuşmalarına göre uğurlarlar"

TARLANIZI İMAR ETMEZSENİZ...


Tecrübe ile sabittir ki, siz tarlanızı imar edip, oraya istediğiniz tohumları ekmezseniz orası boş kalmaz, değişik türde bitkiler yetişir. Tarlanızda biten şeyler sizin arzu ettiğiniz otlar olabileceği gibi hiç istemediğiniz diken veya ayrık otu cinsinden şeyler de olabilir.
Çocuklarınızın zihinlerini de tarlaya benzetebilirsiniz.

Ali USLU / TAVŞANLI

NE GÜZELDİR SALİH KULLARIN ARASINDA OLABİLMEK...

Ne büyük bir ni'mettir salih kullardan olabilmek...

Düşünsenize, Miraç'ta Rabbimiz, Peygamber Efendimize hitaben:

"es-selamu aleyke eyyühen-nebiyyü...." buyuruyor.

Efendimiz de cevaben:

"es-selamu aleyna ve ala ibadillahis-salihin." buyuruyor. Yani " Selam bizim üzerimize ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun" diyor.
 Ne büyük bir incelik, önce selamı kabul edip sonra salih kulları da kapsamasını arzuluyor.

Bizler de her tehıyyat duasını okuyuşumuzda, sanki efendimizin selamını alıyormuşçasına "es-selamu aleyna ve ala ibadillahis-salihin" diyoruz. Semalardan gelen selamı alıp sonra da salih kullara gönderiyoruz.

Böylece her gün salih kullar arasında sayısını bilemediğimiz kadar selamlaşma ve dualaşma oluyor. Bir de bu güzel dualara meleklerin "amin" demesini ve karşılık olarak onlara dualar etmesini düşürsek...

Ne kadar muhteşem bir sonuç değil mi?

Ne güzel bir makamdır salih kulların arasında olabilmek.

Rabbim bizleri de "salih kullarından "eylesin.

Ali USLU -05-01-2020 / TAVŞANLI






GENÇLİK NEREYE GİDİYOR...


-Hocam gençlik nereye gidiyor böyle...
-Nereye gidiyor?
-Görmüyor musun?, sokaklarda hapçısı, tinercisi. Kız erkek ilişkileri çığırından çıkmış, neredeyse sokak ortasında...,
-Anladım. Demek ki şeytan ve avanesi bizden çok çalışıyorlar. Veya biz yeteri kadar çalışmıyoruz.
-Biz ne yapabiliriz ki...
-Şimdiye kadar ne yaptınız? Kaç kişinin elinden tuttunuz.? Hadi sokaktakileri geçelim. Komşularınızla, onların çocuklarıyla ilgilendiniz mi?
Akrabalarınızla, yeğenlerinizle ilgilendiniz mi?
Veya ilgilenenlere yardımcı oldunuz mu?
- ........!
Ama şeytan ve avanesi ilgilendi.... TV. proğramlarıya, internetiyle, modasıyla ilgilendi.
Şikayet etmek çok kolay değil mi? Hem sorumluluğu da başkalarına atmış oluyoruz...
Haa unutmadan şunu da söyleyeyim. Toplumumuzda çok kaliteli gençlerimiz de var elhamdülillah. Hem erkeklerden hem de kızlardan var. Ben onları zamanın evliyaları kimi görüyorum. 

Ali USLU /TAVŞANLI

MANŞET!

HAYATİ ÖNEME HAİZ İLAÇLAR...

Farz edelim ki (Allah Teala muhafaza eylesin) çok ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz. Güvendiğiniz, işinin ehli doktorunuz size diyor ki: -Ba...