DERVİŞ VE SELAM ( ll ) (Tefekkür Hikayeleri)

DERVİŞ VE SELAM (ll) (Tefekkür Hikayeleri)

Derviş, mesafe olarak epey uzakta olan dostunu görmek için ertesi günü yola çıkmaya karar verdi.
Teheccüd vaktinde kalkmış, huşu içerisinde namaz kılıp dua etmişti. Duasının bir yerinde “Allah’ım bana eşyanın(*) hakikatini öğret” diye de dua etti ve huzur içerisinde uyudu.
Sabah namazına kalktığında içinde tarifi zor bir huzur-mutluluk hissetti. Namazını kılıp, evradını okudu. Yanında bulunan rızıklardan yiyip yola revan oldu.
"Sıcaklar bastırmadan epey yol almalıyım.” diye düşündü. Yürüdü ,yürüdü. Yürürken kah zikrediyor, kah tefekkür ediyordu.
“Canlı-cansız her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini “ bildiren ayeti (1) hatırladı. Ayet üzerinde epeyce tefekkür etti. Sonra,“Sübhanallah” dedi bütün samimiyetiyle. O anda tesbih eden varlıkların arasına katıldığını, kürrede zerre olduğunu hissetti.
O gün gördüğü ağaçlar taşlar ve bitkiler farklı gözüküyordu gözüne. İçinden selam vermek geldi çevresindeki varlıklara.
Selam verdi gördüğü her ağaca. Taşlara selam verdi. Ot cinsinden küçük bitkilere toptan selam verdi. Toprağa selam vermeyi unutmuştu. Biraz mahcubiyet içerisinde ona da selam verdi. Gönlü hem ferahlıyor hem de genişliyordu.
Yorulduğunu fark etti . Bir ağacın gölgesine oturmadan önce ağaca selam verdi. Oturdu ve ağaca teşekkür etti. Gözü, bir şeyler taşımaya çalışan karıncaya ilişti. Karıncaları düşündü.
"Yeryüzünde yaşayan her tür canlı ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer ümmettirler" ayetini (2) hatırladı. Yüksek sesle adeta bağırırcasına selam verdi tüm karıncalara ve yeraltında yaşayan canlılara. Aniden durdu. Sesinin başka insanlarca duyulup yanlış yorumlanmasından endişe duydu. Sonra düşüncesinin yersiz olduğuna karar verdi.
Ağaca gelip konan kuşu fark etti . Ona da selam verdi sonra yine bağırdı tüm kuşlara selam vererek.
Gözü bir taşa ilişti. Eline aldı taşı. “Sen kaç yıldır buradasın, burada bulunuş amacın nedir?” diye sordu. ”Kainattaki hiçbir şeyin boşa yaratılmadığını” bildiren ayeti (3) hatırladı. Taşın içindeki trilyonlarca atomu düşündü. Her bir atomun elektronlarının hareketini düşündü. Tesbihatını düşündü. Selam verdi taştaki tüm atomlara. Sonra bir canlıyı bırakıyormuş gibi usulca bıraktı aldığı yere.
Fatiha suresinde her zaman okuduğu “Hamd, Alemlerin rabbi Allah’a mahsustur” ayetindeki “Alemler” kelimesini daha iyi anlamaya başladığını hissetti.
Kalktı ve yola revan oldu. Önce yola selam verdi sonra gördüğü büyük cisimlere tek tek (küçük cisimlere toptan) selam vererek devam etti. Hafif bir rüzgar esti ona da selam verdi. Göğe baktı bulutu gördü ona selam verdi. Uzaktaki dağa selam verdi bağırarak. Sonra ses yankılanıp geri geldi. Yankılanmayı selamına verilmiş cevap gibi hissetti.
Akşama yakın bir su kenarında mola verdi. Suya selam verdi. Suyun gittiği yerleri düşündü. “Gittiğiniz yerlere de selam götürün” dedi.
Akşam namazından sonra gözlerinin gayrı ihtiyari kapandığını fark etti. Biraz vücudunu, biraz da gözlerini dinlendirmek için uzandı. Yatar yatmaz kendinden geçmişti.
Uyandığında “Allahümme ente’s-selamu ve minke’s-selam” (Allahım sen Selam'sın ve Selam sendendir.) diyordu hala.
----------------------------------------------------------------------------------------------
* eşya: şeyler demektir. Din ve felsefe dilinde Allah'tan başka tüm varlıklar için kullanılır
(1) Saff suresi 1. ayet
(2) En'am suresi 38. ayet
(3) Enbiya suresi 16. ayet

KİM BU DERVİŞ?
http://www.aliuslu.net/2017/11/tefekkur-hikayeleri.html

1 yorum:

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...