İYİLİĞİN BEDELİ


   Satın aldığımız bir malın veya hizmetin bir bedeli vardır değil mi?
Mesela mal bedeli:
 Satın aldığımız malın para veya mal olarak karşılığıdır. Mal, market malıysa fiyatları zaten yazılıdır. Ama arsa gibi, ev gibi bir mal ise, muhitine göre değişir. Fakat uzmanlarınca  aşağı –yukarı tahmin edilebilir.
Hizmet bedeli:                       
 Aldığımız hizmetin para veya mal olarak karşılığıdır. Hizmetin kalitesine, muhitine göre fiyatlar değişir. Ama bunların bedelleri de bellidir. Mesela otellerin, lokantaların,özel okulların ve özel hastanelerin fiyatları bu cinstendir.
 Bir de İyilik bedeli vardır.
İşte bu üçüncü grubun (iyiliğin) bedeli belli değildir. Bazen çok küçük bir iyiliğin bedeli çok fazla olabilir.
Buna bir örnek vereyim. Kütahya'da, Bekir bey veya( Ergen Bekir) namıyla meşhur muhterem bir zat varmış (Bir paşanın çocuğu olan bu zat 1960 lı yıllarda vefat etmiş). Bu şahıs hiç evlenmemiş. Bizim köyümüzde de tarlaları ve evi olduğundan harman zamanı payına düşen ürünleri ambarına koydurmak için bizim köyde otururmuş. Tarlalarını eken köylüler sırayla ona yemek getirirlermiş. Bu durumu Onun tarlalarının bir kısmını eken annem ve babam anlatmıştı. Bekir Bey saatle yemek yiyen, saatle su içen, saatle yatıp saatle kalkan, yani yaptıklarını saate ayarlamış bir kişiymiş. Kütahya'daki evine yakın bir kahveciyle her gün saat  10.00 da evine kahve getirmesi için anlaşmışlar. Bu durum uzun süre devam etmiş. Doğal olarak komşular da bu durumu öğrenmişler. Bir gün  kahveci kahvehaneyi açamamış. Bunu bilen komşulardan birisi (Bekir dedemiz kahvesiz kalmasın"diye düşünerek saatinde Bekir Beye yaptığı kahveyi götürmüş. Yaşlanmış olan Bekir Beyin bu çok hoşuna gitmiş. Kahve getiren geline nerede oturduklarını, eşinin işini falan sormuş. Bir problemleri olduğunda eşinin kendisine gelmesini de tembihlemiş.

Aradan yaklaşık iki sene geçmiş. Bu komşularının kirada oturdukları ev satılığa çıkmış. O zamanlarda kiraya vermek için ev pek yapılmadığından kiralık ev bulmakta zorlanmışlar. Bekir beyin sözü akıllarına gelmiş. Komşu adam gidip Bekir beye durumu anlatmış. "Kiralık ev bulamadıklarını bu konuda yardımcı olursa memnun olacaklarını" söylemiş. Bekir bey evin fiyatını öğrenmesini söylemiş gelen şahsa. Adam öğrenip gelince evi onlar için satın alıvermiş.Tabi aile bu duruma çok sevinmişler, kirada durdukları evin sahibi olmuşlar. (NOT: Bu hikayenin ana fikri aynı olmakla detay kısmında farklı anlatımları da var)

Bir fincan kahvenin bedeli bellidir. En lüks yerlerde içseniz bile fiyat afaki değildir. Fakat örnekte gördüğümüz bir fincan kahvenin bedeli bir ev olarak geri dönmüştür. Bu durum kahvenin değil, iyiliğin bedelidir. Buna benzer olayları belki sizler de duymuş veya görmüşsünüzdür

  Allah Teala’nın rızası için yaptıklarımız da böyledir.
 Hora geçen bir iyilik, çok büyük dualar almamıza sebep olabilir.
Rabbimizin razı olduğu küçük bir iyilik, 
Cennete girmemiz için gereken şeyleri yapmamıza yol açabilir. Bir çok günahımızın silinmesine sebep olabilir. Büyük karşılıklar görmemize sebep olabilir.
Bu karşılık dünyada olduğu gibi ahirette de olabilir. Veya hem dünya hem ahirette olabilir. İyiliğin miktarından daha çok kimin için ve hangi niyetle yaptığımız  önemlidir.
 Unutmayalım ki :
*Allah Teala’nın  zenginliği ve cömertliği kullarla mukayese dahi edilmez.
* Allah Teala “Vehhab” dır. Yani karşılıksız da verir.
* Allah Teala hesapsız rızık vericidir (Bakara/212)
*Bakara / 261 ayette Allah Teala kendi rızası için yapılan iyiliğin bedelini bir örnekle bizlere bidirir: Toprağa ekilen bir taneden yedi  başak çıkar her başakta yüz tane vardır. Yani bir iyiliğe yediyüz kat karşılık verilmiştir.
  Sevgili Peygamberimiz de “Hiç bir iyiliği küçük görme.” Buyurarak bu konunun önemini bizlere bildirmiştir.

4 yorum:

  1. Ağzınıza yüreğinize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  2. Allah razı olsun hocam hayatımıza rehberlik yaptığınız için ayrıca teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim Süleyman. Rabbim istikametten ayırmasın.

    YanıtlaSil

MANŞET!

ÇEVRE ETKİLER, DEĞİŞTİRİR, DÖNÜŞTÜRÜR...

  Üniversite okumak için gönderdiği (manevi değerlere karşı duyarsızlaşan, ibadetlerinde tembellik gösteren) çocuğu ile ilgili endişelerini ...