İYİLİĞİN BEDELİ


İYİLİĞİN BEDELİ
Satın aldığımız bir malın veya hizmetin bir bedeli vardır değil mi?
Mesela mal bedeli:
 Satın aldığımız malın para veya mal olarak karşılığıdır. Mal, market malıysa fiyatları zaten yazılıdır. Şayet marka bir mal ise, araba, beyaz eşya veya teknolojik araçlar gibi, bunun da  bedeli  birbirine yakındır. Ama arsa gibi, ev gibi bir mal ise, muhitine göre değişir. Fakat uzmanlarınca  aşağı –yukarı tahmin edilebilir.
Hizmet bedeli:                       
 Aldığımız hizmetin para veya mal olarak karşılığıdır. Hizmetin kalitesine, muhitine göre fiyatler değişir. Ama bunların bedelleri de bellidir. Mesela otellerin, lokantaların,özel okulların ve özel hastanelerin  fiyatları bu cinstendir.
Bir de İyilik bedeli vardır.
İşte bu üçüncü grubun bedeli belli değildir. Bazen çok küçük bir iyiliğn bedeli çok fazla olabilir.  Ford arabalarının kurucu sahibinin yaptığı bir davranış buna örnek olarak verilebilir. Bir gün şöförüyle yola çıkan patron biraz izbe bir yolda giderlerken  arabaları arızalanır. Şöför arabayı çalıştıramaz . Tabi o zamanlar cep telefonu yok. Oradan geçmekte olan bir posta arabası onların kim olduklarını bilmeden durur. O da arızayı bilemez, fakat isterlerse  kasabaya kadar  arabalarını çekebileceğini söyler. Kasabaya kadar arabalarını çekiverir. Ücret ödemek istediklerinde adam kabul etmez çünkü bunu iyilik olsun diye yapmıştır. Bu davranıştan çok hoşlanan  patron, bir hafta sonra postacının evinin önüne sıfır bir araba gönderir.(1)
    Postacı, yaptığı işin bedeli olarak ücret alsaydı ne kadar alabilirdi? Fakat o maddi bir ücret beklemeden iyilik yaptığı için iyiliğin bedeli bir araba oldu.
   Kendi ülkemizde de buna benzer şeyler duymuşsunuzdur. Benim, küçükken duyup etkilendiğim olayı anlatayım.
 Hali vakti oldukça iyi olan, fakat giyim tarzı sıradan kişiler gibi olan bir şahıs bir yaz günü atıyla yolculuk yaparken  yorulup bir eve yakın bir ağacın gölgesinde dinlenir. Bu şahsın sıcaktan bunaldığını tahmin eden yakınlardaki bir evin gelini su ve ayran getirip, altmış yaşlarında olan bu şahsa ikram eder. Sıcaktan epey bunalmış olan şahsın bu davranış pek hoşuna gider.  Adam boş bardakları almaya gelen geline, eşinin ne iş yaptığını sorar. Gelin, eşinin askerden yeni geldiğini ve uygun iş aradığını, kendilerinin kayınpederleriyle beraber kaldıklarını anlatır. Adam bir kağıt çıkarıp birşeyler yazar ve kağıdı kocasına vermesini, yazılan adreste kendisini bulmasını tembihler. Gelinin kocası şehirdeki adrese varınca adamın oldukça zengin bir kişi olduğunu öğrenir. Neticede, buluşurlar, konuşurlar,ve  bu şahıs delikanlıya ona uygun bir işyeri açıverir. Bu örnektede aynı şeyi görüyoruz. Ayranın bedeli, elli kuruştur fakat iyiliğin bedeli  kaç bin elli kuruş etti değil mi?
  Allah Teala’nın rızası için yaptıklarımız da böyledir.
 Hora geçen bir iyilik;
Çok büyük dualar almamıza sebep olabilir.
Rabbimizin razı olduğu bir iyilik:
Cennete girmemiz için gereken şeyleri yapmamıza yol açabilir.
Bir çok günahımızın silinmesine sebep olabilir.
Büyük karşılıklar görmemize sebeptir
Bu karşılık dünyada olduğu gibi ahirette de olabilir. Veya hem dünya hem ahirette olabilir. İyiliğin miktarından daha çok kimin için ve hangi niyetle yapığımız  önemlidir.
 Unutmayalım ki :
*Allah Teala’nın  zenginliği ve cömertliği kullarla mukayese dahi edilmez.
* Allah Teala “Vehhab” dır. Yani karşılıksız da verir.
* Allah Teala hesapsız rızık vericidir
*Bakara / 261 ayette Allah teala kendi rızası için yapılan iyiliğin bedelini bir örnekle anlatır." Toprağa ekilen taneden on tane başak çıkar her başakta yüz tane vardır." Yani bir iyiliğe yediyüz kat karşılık vermiştir.
  Sevgili Peygamberimiz de “Hiç bir iyiliği küçük görme.” Buyurmuşlardır.
--------------------------------------------------------------------
1-Bu olayı Mustafa Tulukçu Hoca’nın kitabında okumuştum

 

 

2 yorum:

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...