ÖFKE

   ÖFKE
   Tanıdıklarınızdan veya yakınlarınızdan aşırı derecede öfkelen kişileri görmüşsünüzdür. Öfke anında ağızlarından çıkanı kulakları duymaz, kendilerinden beklenmedik davranışlarda bu
lunurlar. Çoğu kez tanıdığınız kişinin gerçekten o olup olmadığını düşünürsünüz.
   Aklı devreden çıkaran öfke halinin, geçici delilik hali olduğunu okumuştum bir psikoloji kitabında.
Tanıdığınız kişilerin tanınmamasına sebep de işte bu delilik halidir. Kişinin yüzü kızarır, yüzü çirkinleşir, kaslar gerilir, ses tonu yükselir. Kin, nefret, intikam alma, karşı tarafı küçük düşürme ve zarar verme duyguları oldukça artmıştır. (Tabii bu arada şeytan eline geçen fırsatı sonuna kadar değerlendirmek istemektedir. Bu durumdan azami kar etmeyi düşünmekte ve ona göre her iki tarafa da vesveseler vermekte birbirlerine karşı kışkırtmaktadır.) Göz kararmıştır bir kere. Ağızlar sonuna kadar açılır. Bağırıp çağırmayla iş hallolmazsa kaslar konuşmaya başlar. Kavganın neticesinde elbiseler hırpalanmış, vücudun çeşitli yerlerinde morarmalar ve kanamalar meydana gelmiştir. Bazen öfke o seviyeye gelmiştir ki, silahlar devreye girmiş ve ölümle biten kavgalar bile olmuştur.
    Öfke geçtikten sonra pişmanlıklar, utanmalar olur çoğu kez. Özellikle yakınlarından utanır kişi. Çocuğundan, eşinden, anne-babasından vb.
Atalarımız çok güzel söylemişler:
Öfke gelir, göz kararır; Öfke gider, yüz kızarır” diye
  Sait Çamlıca isimli kişisel gelişim üzerine yazan- konferanslar veren bir eğitimcinin konferansında anlattığı bir olay dikkatimi çekmişti. Sait bey Bursa cezaevinde mahkumlara, “öfkenin zararları ve öfke kontrolü” konulu bir seminer vermiş. Konuşma bittikten sonra bir mahkum :
“Hocam şu anlattıklarınızı keşke daha önce bilmiş olsaydım. Beş dakikalık öfkemin bedeli, otuzbeş yıl mahkumiyet.” diyerek duygularını ve pişmanlığını belirtmiş.(Tabi bu dünyadaki bedeli, Ahirettekini ise Allah bilir.)
Bir anlık öfke sebebiyle nice dostluklar sona ermiş, nice yuvalar yıkılmıştır.
Bir anlık öfke sebebiyle yıllarca süren düşmanlıklar ve pişmanlıklar yaşanmıştır.
Sevgili peygamberimiz kendisinden öğüt isteyen bir kişiye ,
”Öfkelenme” diyerek nasihatte bulunmuştu.
Mübarek kitabımız Kuran-Kerimde müttaki kişilerin özelliğinden bahsederken:” ..Onlar ki öfkelerini yutarlar…” buyurulur. (Al-i imran 133)
Ayrıca, sevgili Peygamberimiz :”Gerçek pehlivan öfkelendiğinde öfkesini yenendir" Buyurarak öfke kontrolünün ne kadar önemli olduğunu bizlere bildirmiştir.
   Peki, öfke kontrol altına alınabilir mi?
   Elbette alınabilir. Öfke kontrolüyle ilgili makalelerden istifade edilebilir.İlgili kitaplar okunabilir. Bu konudaki tecrübeli kişilerle istişare edilebilir.
 Bunlardan netice alınamaz ise, konunun uzmanlarından yardım alabilir (Psikiyatrisler, psikologlar gibi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...