DERVİŞ VE BESMELE (1) (Tefekkür yazıları)


  Sabah namazını camide kılan derviş, evine gelip işrak vaktine kadar Kur’an okudu, zikir ve tesbihat yaptı. İşrak vaktiyle birlikte iki rekat namaz kıldı. Sonra tereddüt ettiği bir konuyu araştırmak için bir kitaba yöneldi. Kitabı aldı tam konuyu aramaya koyulmuşken zihninde beliren düşünceye yoğunlaştı.
Yerinden kalkarken gayr-i ihtiyari “Bismillahirrahmanirrahim” demişti. Mütevazi kütüphanesinden kitabı alırken de aynı cümle dökülmüştü dudaklarından. Kitabı açarken de.

Derviş, bu güzel cümleyi günlük  hayatında ne kadar kullandığını düşündü önce.

Geceleri uyandığında besmele çektiğini fark etti. Sabah yatağından kalkerken mutlaka söylerdi.  Abdest alırken, giyinirken, sabah namazı için evden çıkarken. Ayakkabılarını  giyerken, camiye girerken, namaza başlarken, namazların her rekatında Fatiha’ya başlarken besmele okuduğunu düşündü. 
Camiden çıkarken, evine girerken, otururken, zikir ve tesbihata başlarken, kahvaltı yaparken besmele çekiyordu.
Günlük işlerinde de  besmele  bir çok şeyin başında  yer alıyordu. Mesela arabaya binip-inerken, bir şey alırken, elbisesini çıkarırken, asarken. Bir şey yiyip içerken v.b. akşama kadar bir çok davranışında besmele olduğunu, günün sonunda yatağa besmele ile girdiğini düşündü. 
Besmele'nin günlük hayatında en çok kullandığı cümlelerden biri olduğunu fark etti.  Hatta bazen bu cümleyi zikir olarak tekrarlıyordu.  
   Derviş,  tefekkür etmeyi  ibadet olarak görür ve bazı zamanlarını tefekküre ayırırdı. Tefekkür etmek  bir çok durumda mümkündü. Yürürken, yemek yerken, araba kullanırken bile tefekkür edilebiliyordu.
Hayatımıza bu kadar giren cümlenin anlamı, önemi ve tecellilerini düşündü. 
Tevbe suresi hariç bütün sureler besmeleyle başlıyordu. 
Besmelesiz başlanan her işin eksik olacağını bildirilmişti Rasulullah efendimiz (SAV). 
“Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla” başlıyorduk  başlarken söylediğimiz her işe. 
Rahman ismi de Rahim ismi de Rabbimizin rahmetinin, merhametinin öne çıktığı tecelli ettiği isimleriydi.  
Rahmet ve merhamet kavramları, acıma, sevgi, bağışlama, koruma, yardım etme duygularını da barındırıyordu içerisinde. 
"Bu isimlerin tecellileri neydi acaba?" diye düşündü. 
Bize ve hayvanlara verilen rızıklar Onun rahmetinin tecellisiydi.
İnsanların ve hayvanların yavrularını koruyup gözetmesi,  insan ve hayvanlarda yavrusu olan annelerin vücudunda yavrusunun gıdasının hazır olması, ağaçların meyve vermesi, yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, Güneşin doğması, hep O'nun rahmetinin tecellisiydi.  
İnsanlara kitap ve peygamber göndermesi, tevbe edenin tevbesini kabul etmesi, af dileyeni affetmesi de O’nun rahmetinin tecellisiydi. 
 Hayatımızı kolaylaştıran şeyleri yaratması veya onu keşfettirmesi O’nun  rahmetinin tecellisiydi.
  Derviş, uzun bir müddet diğer tecellileri de düşündü. Sonra hepsi için gönülden teşekkür etti. 
  
Yaptığı her işe ve bir çok davranışa merhameti bol olan Allah’ın ismiyle başlamanın bir sebebi olmalıydı. Elbette O'nun rahmetini  ve yardımını dilemek,  O'nu hatırlamak ve nimetlerinin farkına varmak en önemli sebeplerdendir, diye düşündü derviş.

"Acaba her gün defalarca tekrarladığı bu güzel cümlenin insanlarda tecellisi ne olmalı?" diye düşündü derviş.
“Merhamet ve merhametin kapsadığı duygular merkezde olmalı” diye mırıldandı.
 "Kendime merhametli olmalıyım. 
Doğaya ve doğadakilere merhametli olmalıyım.
Çevreme merhametli olmalıyım” diye düşündü. 
"O (Allah) rahmeti kendine yazdı"(Merhamet etmeyi kendine ilke edindi) (En'am/54)ayetini hatırladı.
"Benim hayatımda da öncelikli ilkem merhamet olmalı" dedi kendisinin işiteceği kadar bir sesle.
“Sabrı ve merhameti tavsiye edenler”(Beled/17) ayetini hatırladı.
Siz yeryüzündekilere merhamet ederseniz göktekiler de size yardım eder” hadis-i şerifini düşündü. 
Allah Teala'nın "Erhamür-rahimin: Merhamet edenlerin en merhametlisi" (Yusuf/92) olduğunu tekrar hatırladı.
Kendisinin de her zaman merhamete muhtaç olduğunu düşündü.
Allah Teala'nın rahmetini celb etmenin yaratılanlara merhametten geçtiğini, merhametli olunmadan iyi bir müslüman  olunamayacağının farkına vardı.
 Besmele'nin anlamını daha iyi kavradığını hissetti.
İçtenlikle "Bismillahirrahmanirrahim." diyerek yerinden doğrulduğunda, bütün hücrelerinin merhamet duygusuyla dolduğunu hissediyordu.

2 yorum:

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...