GÜZEL SÖZÜN ÖNEMİ


 
İkibinbeş- ikibinaltı öğretim yılıydı. Elime Japon bilimadamı Masaru Emoto’nun” suyun gücü” ismiyle tercüme edilen bir kitabı geçti. Kitaptaki bilgiler epeyce ilginçti.

Emoto kar tanelerinin güzel kristal olmuş altıgen fotoğraflarından esinlenerek “acaba suyu dondursak kristal olur mu? Bunun fotoğrafını çekebilir miyiz?” diyor ve çalışmaya başlıyor. Kendisi sonuç alamayınca konunun uzmanı bir bilim adamıyla bİrlikte çalışıyorlar. İki aylık bir çalışma sonucu suyun kristal olmuş altıgen fotoğrafını çekiyorlar.
Esas ilgin şeyler bundan sonra başlıyor. Emoto farklı kalitedeki sulardan örnekler alıyor ve onları kristalleştiriyor. Bir de ne görsün! kaliteli suların kristalleri daha güzel ve düzgün altıgen şekil alırken , suyun kalitesi düştükçe şekillerde bozulmalar oluyor. Bozulmuş sular ise ya hiç altıgen olmuyor ya da çok kötü görünümlü altıgen oluyor. Tabii Emoto buna çok şaşırıyor ve meraklanıyor. Değişik su örneklerinden defalarca denediği halde sonuç değişmiyor. En güzel biçimde kristal olan sular, akarsuların kaynaklarından alınan sular oluyor.
Emoto’nun aklına bir fikir daha geliyor. Aynı kalitedeki suyu iki şişeye ayırıyor. Birisine “teşekkür ederim.” yazıyor. Diğerine “sen aptalsın” gibi olumsuz cümleler yazıyor. Sonuç; güzel cümleler yazılan su iyi kristal olurken, kötü söz yazılan suyun kristalleri bozuk oluyor.
 Emoto daha sonra değişik dillerde yazıyor şişelere. Ve sonuç hep aynı oluyor.
Acaba yazı yerine söz söylesem nasıl olur diye düşünüyor ve sonuç harika oluyor. Güzel söz söylenen sular güzel şekilde kristal olurlarken, kötü söz söylenenlerin kristalleri bozuk şekilli oluyorlar. Emoto bu deneylerini bilimsel bir dergide yayınlıyor.
 Aynı derginin öbür ayki sayısına bir okuyucu mektup gönderiyor ve Emaoonun deneyinden ilham alarak yaptığı şeyi anlatıyor. Yaptığı deney şu:
Bir miktar pirincin üzerine su koyarak pirinç suyu içine alıncaya kadar bekletiyor. Sonra üç tane kavanoza paylaştırıp kapaklarını kapatıyor. Birisine “seni çok seviyorum, teşekkür ederim.” Yazıyor. Diğerine : “seni hiç sevmiyorum, sen aptalsın.” Yazıyor. Üçüncüye hiç bir şey yazmıyor. Bu üç kavanozu da aynı odaya kısa mesafelerle koyuyor. Sonra her gün yanlarına gidip birinciyi eline alıp okşuyor ve güzel sözler söylüyor. İkinciyi eline alıp kötü sözler söylüyor, ona kızıyor. Üçüncüsünü ise iki kavanozun arasına koymuş ona hiçbir şey söylemiyor.
İki-üç hafta sonra şunu gözlemliyor. Güzel söz söylenen pirinç sararmış ve mayalanmış. Kötü söz söylenen kararmış ve çürümüş. Kendisiyle ilgilenilmeyen pirinç ise daha çok kararmış ve çürümüş.
Bu olayı öğrencilerime anlattım. Sınıf rehber öğretmenliğini de yaptığım 7/A sınıfı öğrencileri bu deneyi biz de yapalım dediler. Öğrenciler arasında görev taksimi yaptık. Pirinç, bulgur, havuç, patates, nohut, fasulye gibi malzemelerle öğrenciler deney yaptılar.
 Pirinç ve bulgur suda ıslatılıp ikiye ayrılıyor ve kavanozlara konuluyor. Patates, havuç, nohut ve fasulye kavanozlardaki suyun içerisine atılıyordu. Sonra birisine her gün güzel söz söyleniyor, diğerine kötü söz söyleniyordu. iki-üç hafta içerisinde kötü söz söylenenlerin bozulduğu ve çok kötü koktuklarını gözlemledik. Güzel söz söylenenler ise pirinç ve bulgur mayalanmışlar, havuç ve patatesler saçaklanmışlardı.
Nohut çok ilginç olmuştu. Güzel söz söylenen nohutlar bütün olarak duruyordu ve suyu berraktı. Öbür nohudun suyu bulanık, nohutların çoğu ortadan ikiye bölünmüştü. Bu deneyimiz ulusal basın ve yayın organlarında yayınlandı. Sonra da Arap gazetelerinde yayınlandı.
Sözün, suya ve gıda maddelerine etkisi olduğuna göre, vücudunun büyük oranı su olan ve ruhu güzelliklerden hoşlanan insanoğluna etkisinin ne derece olabileceğini düşünebiliriz.
Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz bu konuda: “ kullarıma söyle en güzel şekilde konuşsunlar . Yoksa şeytan aralarını bozar...”(İsra/153) buyurur.
Sevgili peygamberimiz hayatı boyunca insanlara güzel söz söylemiş. Kırıcı ve kaba sözlerden, aşağılayıcı sözlerden ve davranışlarda uzak durmuştur. Ayrıca “güzel söz sadakadır”(Buhari/ cihad. Müslim/ Müsafirin) buyurarak bizi güzel söz söylemeye teşvik etmişlerdir.
  Sevgili Peygamberimiz Kur’andaki “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle çağır.”(Nahl / 125) Ayetini en güzel biçimde uygulamış ve her konuda olduğu gibi bu konuda da en güzel örneğimiz olmuştur.
 

(14 ŞUBAT 2006)YENİ ŞAFAK GAZETESİNDEKİ HABERİMİZ    Tavşanlı'daki Aslanbey İlköğretim Okulu'nun 7 A sınıfı öğrencileri, ilginç bir deneyle, sevgi ve güzel sözün canlılar üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalıştı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Ali Uslu'nun Japon araştırmacı Masaru Emoto'nun suyun moleküler yapısına dair çalışmasından söz etmesi üzerine deney yapan öğrencilerden Onur Tuncay, iki ayrı kavanozdaki suyun içine çeşitli besin maddeleri koydu. Bir ay boyunca her gün "güzel söz" söylenen kavanozdaki gıda maddesi tazeliğini korurken, "hakarete uğrayan" ise bozuldu. Aynı deneyi Neşe Mert bulgur, Mehmet Ali Çınar nohut, Rabia Öztürk ise peynir koyduğu kavanozlarda denedi. Kötü söz söylenen gıdalar kokup bozulurken, güzel söz söylenen gıdalar aynen kaldı

 



 
 
 
 
.



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...