BİLDİĞİM HALDE ÖĞRETMENİME CEVAP VEREMEDİM.

 

 
Toplum içerisinde bir davranışınızdan veya hatanızdan dolayı sizinle hiç alay edildiği oldu mu?
O zaman neler hissettiniz?
Ben ortaokula yeni başladığımız dönemlerde bu durumu yaşadım. Beden dersinden önce sınıfta erkekler kalır, elbiselerimizi masaların üstüne çıkarır, eşofmanlarımızı giyerdik.
Ben o zamana kadar hayatımda hiç atlet giymemiştim. Annem bize kaput bezinden iç giysi diker, onu giyerdik; ona “göynek” derdik. Köyde herkes atlet yerine göynek giyerdi o zamanlar…
Bir göyneğim vardı
Okulun ilk günü, beden eğitimi öğretmenimiz bize, derste dersle ilgili bilgiler verdikten sonra bir dahaki derse eşofmanlarımızı getirmemizi, teneffüste erkeklerin sınıfta elbiselerini değiştirmelerini tembihlemişti.
Ertesi hafta beden dersi geldiğinde, öğretmenimizin dediğini yaptık. Sınıfta elbiselerimizi çıkarırken benim göynek giydiğimi gören bir arkadaş; “Aaa Ali göynek giyiyor…” diye benimle alay etti.
Baktım benden başka herkesin atleti vardı. Öyle utanmıştım ki sanki büyük bir suç işlemişim gibi yüzüm kıpkırmızı oldu.
Allah’tan bir arkadaş bana arka çıktı da;” Ne varmış göynek giymişse…” dedi de birazcık olsun rahatladım.
Belki birkaç kişi daha onunla birlikte alay etselerdi, bir daha okula gitmek istemeyecektim.
Konuşmamla alay ettiler
Bir defasında da yine, orta birinci sınıfta öğretmenin sorduğu bir soruya cevap verirken konuşmam köy şivesi olduğu için birkaç şımarık öğrenci şivemle alay etmişti.
Derste ben konuşmaya başlayınca o birkaç kişi pis pis gülmüşlerdi. Dersten sonra da yanıma gelip şivemi taklit ederek kendilerince dalga geçtiler.
O zaman da çok utandığımı ve içten içe kızdığımı hatırlıyorum.
Ve ben ortaokul hayatım boyunca, bu gibi olaylardan dolayı öğretmenin sorduğu sorulara bildiğim halde cevap vermedim…
Ancak parmak kaldırmadığım halde öğretmenim beni kaldırırsa cevap verebiliyordum.
Bu tür utangaç davranışlarım lise yıllarında da kısmen devam etti. Ayrıca uzun yıllar tanımadığım insanlarla iletişim kurmakta epeyce zorlandım.
Alay etmek yasaklanmıştır
İşte bu gibi olumsuz durumlara sebebiyet vermemek için yüce dinimiz alay etmeyi yasaklamıştır.
Hümeze suresi birinci ayet-i kerimesinde; “Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı alay etmeyi adet edinen herkesin vay haline” buyrulmaktadır.
Yine Hucurat suresi 11. ayet–i kerimesinde şöyle buyurulmaktadır: “Ey iman edenler! Bir topluluk diğerini alaya almasın. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar.”
Ayetlerde de ifade edildiği gibi Allah Teala, kişileri alaya alanları, onları makaraya saranları uyarmış ve onlara; “Yazıklar olsun” demiştir.
Böyle ağır bir hitaba muhatap olan hiçbir aklı başında müslüman alay etme davranışını benimseyemez. Şayet bilinçsizce bu davranışı yapıyor ise o zaman da hemen pişman olup tevbe etmelidir.
Aşağılık kompleksi
Alay etme davranışının sebeplerine inecek olursak, bir çeşit aşağılık kompleksinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Bazı insanlar bu komplekslerini bastırmak maksadı ile başkaları ile alay ediyorlar. Başkalarının güya zayıf yönleriyle alay ederek kendilerini yüksekte göstermeye çalışıyorlar.
Oysa ki nasıl aşağılarda bir tavır sergilediklerinin farkında değiller.
Bu karaktere sahip olan kimseler mutlaka alay edecek bir şeyler bulurlar.
Bazen insanların kılık kıyafeti, kültürü ve bilgi düzeyi ile alay ederler. Bazen konuşması, şivesi, boyu -posu, şişmanlık zayıflık veya teninin rengi gibi durumlarla alay ederler.
Bazen de kişilerin istemeden yaptığı hataları dillerine dolarlar.
Engelleri ile alay ederler
Bir de saf veya aklı yeterli olgunluğa ulaşmamış kişilerle veya engellilerle alay edenler vardır. Zaten engelli kimsenin derdi çoktur. Üstüne üslük bu durumunun alay konusu olması, onu fazladan yıpratacaktır.
Alay edenler, keşke şöyle bir düşünseler! Saf diye tabir edilen kimseler veya engelliler acaba bu durumu kendileri mi istemişlerdir? O kişiyle alay edenler, aslında farkında olmadan Allah’ın yaratmasıyla mı alay ediyorlar? Bu ne büyük gaflettir!
Alay konusu yapılan durumlar (engellilik-saflık) Ahirette o kişi için çeşitli avantajlar şeklinde geri dönecektir fakat alay edenlerin halleri kim bilir ne kadar acı olacaktır.
Allah Teala bir kişiye başkalarından daha fazla nimet vermişse, bu şükür içindir. Başkalarını ezmek ve onlarla alay etmek için değildir. Aksi takdirde kıymeti bilinmeyen nimetlerin geri alınması söz konusu olabilir.
İnsaf ve vicdan sahiplerine düşen, insanlarla alay etmek değil, onlara mümkün mertebe yardım etmektir.
Sahip oldukları aklın ve sağlığın şükrü bu olsa gerektir.
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...