HORTUM


       Hiç hortum gördünüz mü?  Bu dediğim hortum, içinden suyun aktığı hortum değil, rüzgarın etkisiyle oluşan hortumdur. Ben ufak tefek hortumlara bizzat şahit oldum tozu dumana katıyor. Tozlar kağıt parçaları dönerek havada uçuşuyorlar. Bir karesinde de okulun çatısındaki kiremitlerin bir kısmını aşağı düşürmüştü. Fakat televizyonda izlediğim hortum oldukça kuvvetliydi. Antalya taraflarında seraları kökünden sökmüş köyün birisini de oturulamaz hale getirmişti. Evlerin birçoğunun çatıları uçmuş ahşaptan yapılan yerler odun yığını haline gelivermişti.
     Sonra başka ülkelerde olan hortumlara baktım internetten. Ne büyük bir olay. Koca koca ağaçları kökünden söküyor direnenler gövdeden bir çomak gibi kırılıyor.
     Amerika’da okuyan bir öğrencimin anlattıkları da ilginçti. Hocam dedi “televizyonda haber seyrederken gördüm Amerika’daki bir hortum “TIR”ı   havalandırmış kağıt gibi döndürüyordu.”
      Kuvvetli bir fırtına da aynı şekilde önüne gelen bir çok şeyi yıkıyor, sürüklüyor değil mi?
      Bu fırtına ve hortum olaylarını düşünürken aklıma şu düşünceler geldi. Rüzgar çok büyük bir nimet aslında. Hava akımını sağlıyor. Yaz günlerinde rahat nefes aldırıyor, kış günlerinde bacalardan çıkan dumanın dağılmasını sağlıyor. Ama aynı rüzgar şiddetini artırıp fırtınaya, hortuma dönüştüğünde zararlı hale geliyor.
    İnsanlarda bulunan bir çok duygu (mal-mülk sevgisi, makam sevgisi gibi) normal dozda olduğunda rüzgara  benzer.
Mesela, mal –mülk sevgisi. Bu duygu olmasa insanları çalıştıramazsınız. Hayat sıkıcı olur. Bu duygu normal bir dozda olursa insanları çalışmaya, kazanmaya teşvik eder yani rüzgar gibi faydalı olur.
Fakat bu duygu çok aşırı olursa hırs halini alırsa, fırtınaya dönüşür, çevresine zarar vermeye başlar. Mal-mülk için gönüller kırar, rüşvete bulaşabilir, sahtekarlık yapabilir, yalan söyleyebilir, hırsızlık-gasp yapabilir. Hatta cinayet işleyebilir. Dolayısiyle çevresine zarar verir ve çevresi tarafından sevilmeyen, istenilmeyen bir kişi haline gelir. Diğer duyguları da buna kıyas edebilirsiniz
   Ahireti tehlikeye girdiğinden ayrıca en çok zararı kendisine de vermiş olur.
Peygamber Efendimizin bizleri uyarıp şöyle buyurduğu rivayet edilir:" Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref (makam-şöhret) hırsıyla dine verdiği zarardan daha az değildir." (Tirmizi/ züht)
Önceki yazımız: http://www.aliuslu.net/2018/02/sevgi-saygi-uzerine-egitim-yazlar5.html





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...