BİR OK ATTIM (Kıssadan hisse)


   Anlatıldığına göre, padişahın oğullarından birisinin akli melekelerinde zaman zaman problemler oluşur ve o durumdayken ilginç şeyler söylermiş. Bu durumu bilen padişah, oğlunu maharetli bir vezirine teslim etmiş ve demiş ki: “Bizimki bazen coşuyor öyle durumlarda sen durumu idare edersin.”
 Vezir mecburen “tamam“ demiş, ve gittiği yerlere  Padişahın oğlunu da götürmüş. Şehirde problem belli olmasın diye de sık sık avlanmaya götürürmüş. Tabi ava gittiklerinde değişik köylere de uğrar yemek yer, dinlenirlermiş.
Köyün birisinde köylülerle sohbet ederken bizimki coşmuş ve demiş ki:
-Bir ok attım kebap oldu.
Herkes birbirine bakmış. Vezir hemen söze girmiş ve demiş ki:
-Şehzademizin demek istediği şudur. Malum biz sık sık ava çıkarız. Bir yaz günü yine ava çıkmıştık. Avlanırken okumuz kuru otların olduğu bir yerde sert taşa çarpınca otlar tutuştu. Orada mağara varmış. Yangın mağaraya da sıçrayınca, mağaradaki birkaç keçi kaçamamış yanmış kebap gibi olmuş. Şehzademiz bu olayı anlatmak istiyor. Herkes kafa sallamış ve sohbet devam ederken oğlan yine coşmuş ve demiş ki:
-Bir ok attım sel oldu.
 Vezir yine sözü almış ve demiş ki:
-Biraz önce de söylediğim gibi biz sık sık ava gideriz. Bir keresinde yine avlanırken attığımız oklar oradan aniden çıkıveren su arabasındaki tulumlara geldi tulumlar delinince sular aktı aktı adeta sel oldu. Şehzademiz bu olayı anlatmak istiyor.
 Derken oğlanın bu iş hoşuna mı gitti ne “Bir ok attım aşure oldu” deyince Yine herkes birbirine bakmış. Vezirimiz bir şehzadeye bakmış bir de adamlara ve demiş ki:
-Haydi kebap meselesini hallettik, sel meselesini de hallettik. Bu aşure de nereden çıktı.
Suyu bulsak şeker lazım. Şekeri bulsak buğday lazım. Onu da bulsak nohut vs. lazım bunların hepsini ben nasıl bir araya getireyim. Ne halin varsa gör.
 Bu hikayeyi şunun için anlattım. Bazı kimseler peşinden gittiği kişilerin (lider, hoca, şeyh) hata yaptığına veya yapacağına inanmadıklarından onların söylediği veya yaptığı olumsuzlukları tevil etmek için uğraşıyorlar. Fakat bu iş her zaman sel ve kebap gibi olmuyor bazen de aşure gibi oluyor.



 Aslında yapılması gereken şu. ”Zırva tevil götürmez .” deyip meseleyi bitirmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...