BİR ÜMİDİM AKÇAKÖY'ÜN EŞEKLERİNDE KALDI.(İbretlik olaylar).

   Un fabrikaları yokken veya henüz yaygınlaşmadan önce, insanımız buğdaylarını değirmende öğütürlermiş. Su değirmenleri su basıncıyla çalıştıkları için derelere yapılırmış. Benim küçüklüğümde rahmetli babamın öküz arabasıyla değirmene buğday götürdüğünü bilirim.

  Bilenler bilir ama bilmeyenler için kısa bir açıklama yapayım. Değirmenciler öğüttükleri buğdaylar karşılığında "hak" alırlardı. bu hak dedikleri şey onun ücretiydi. Bir şinik (yaklaşık 16 kg) buğday için bir kabak(ölçü birimi) hak alırlarmış.

  Tavşanlı'nın dere boyu denilen mevkiinde de su değirmenleri varmış. Bu değirmenlerden bir tanesinin işletmecisi kendine göre açıkgöz! bir kimseymiş. Öğüttüğü buğdayların hakını alır bir de buğday sahibi görmeden fazla olarak kendi çuvalına buğday aktarırmış. Mal sahibi buğdayının başında hep bekleyecek değil ya bir ihtiyaç için vs. çıktığında bunu yaparmış.

   Aradan zaman geçmiş işletmeci hastalanıp, yatağa düşmüş, ölümünün yakın olduğunu hissetmiş. Yaptıkları,(çaldığı buğdaylar) gelmiş aklına. Tabii pişman olmuş ama kaç kişiye hile yaptığının sayısını ve miktarını bilmesi bile imkansız.

   Onun yaptıklarını bilen samimi arkadaşı ziyarete gelince gelen arkadaşına demiş ki:
   -Arkadaş! Bir ümidim Akça köy'ün eşeklerinde kaldı.
   Bu sözü sizler büyük ihtimalle anlamadınız. O halde açıklayayım.
   Bahsedilen değirmen, dere yatağında. Dereden epey uzakta yamaçta Akça köy var. Oranın haklı değirmene kestirmeden eşeklerle geliyorlar. Çünkü normal araba yolu dolambaçlı ve uzak. Çalınan buğdaylardan dolayı eşeklerin yükü hafifliyor ya. Mesela seksen kilogram yükü yetmiş beşe düşüyor. Bayır yukarı giderken zorlanan eşeklerin yükünün hafiflemesinden dolayı Acaba Allah Teala beni affeder mi diye düşünüyor değirmenci.
   Ne kadar acı bir durum değil mi? Gençliğinde hiç ölmeyeceğini sanan, kazanırken haram-helal çizgisine dikkat etmeyen, Ahiret’e hazırlık yapmayan kişiler bir anda ölümle burun buruna geldiklerinde nelerden medet umuyorlar?
   Peygamber efendimiz bir hadisinde bizleri bu konuda uyarmış ve   buyurmuştur ki:
– Biliyor musunuz, müflis kimdir? Oradakiler
- Bizce müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler
Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyâmet gününde namaz, oruç ve zekatla gelir, fakat şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını akıtmış ve şunu dövmüş, bundan dolayı onun iyiliklerinden, anılan adamların her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır. (Riyazu’s-Sâlihin, c. 1, 266, 267)(Müslim -Birr)
   Rabbim, nefsimizi ve neslimizi Ahirette kaybettirecek her türlü davranıştan muhafaza eylesin.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...