DERVİŞ VE GÜNAHKAR (Tefekkür yazıları)

   Dervişin eski dostlarından üç arkadaşı, telefonla  müsait bir zamanda birlikte çay içme arzularını belirttiler.
Derviş, vaktinin  müsait olduğunu belirterek daveti kabul etti. İkindi namazından sonra Ulu caminin   avlusunda buluşmaya karar verdiler.
Belirtilen yerde buluştuklarında birbirlerini özlediklerini daha çok fark ettiler.
Üç arkadaşın ikisi başka şehirlerde yaşıyordu. Görüşmeyeli de uzun süre olmuştu. Eskiden, telefonla da olsa daha sık görüşürlerdi. Araya giren zaman ve meşguliyet bazı şeyleri de etkiliyordu.
Ulu caminin bahçesinde uygun bir masa bulup oturdular. Çaylarını söyleyip sohbete başladılar.
Hal-hatır, iş-güç, çoluk-çocukların durumlarını sorduktan sonra, eskilerden, birlikte geçirdikleri acı-tatlı günlerden bahsettiler. Birbirlerini iyiliğe, ibadete teşvik etmelerinden bahsettiler. Kötülüğe gitmek isteyen arkadaşlarına engel olma çabalarından bahsettiler. Bu konudaki en büyük payın dervişe ait olduğunu söylediklerinde dervişin yüzü kızardı. "Estağfirullah,  içinizde olmasaydı yapmazdınız" dedi.
Laf lafı açtı, öğretmenlerinden, arkadaşlarından bahsettiler.
   Arkadaşlarından birisi okul yıllarında aralarının hiç iyi olmadığı bir okul arkadaşından bahsetti. Bahsedilen şahıs ortaokul yıllarından itibaren lise sona kadar bunlarla uğraşmış, dine soğuk bakan, değişik günahları pervasızca işleyen ve bunu anlatmaktan zevk alan bir kişiydi.
-Bizimle uğraşan falanca vardı ya, duyduğuma göre, içkiyi kumarı ve diğer günahları bırakmış. Hatta namaza başlamış diyorlar...
  Diğer arkadaşı söze karıştı:
-Yapabileceğin her türlü melaneti yap. Nefsinin istediği her şeyi haram helal demeden işle. Yaşın elliye yaklaşınca yolunu değiştir. Namaza başla... Oh ne aala...
Derviş söze girdi.
- O şahsın tevbe etmesinden, namaza başlamasından memnun olmadın galiba...
"Yoo" dedi arkadaşı. "niçin memnun olmayayım ki?"
Derviş:
Eski kötülük ve günahlarına devam etmesini mi istiyorsun?
Arkadaşı:
-Hayır tabi ki istemem.
-O zaman ne istiyorsun?
"Bilmem...Belki de insanları aldatmak için yapıyordur." dedi.
-Böyle olduğuna dair bir kanıtın var mı? Yoksa zanda mı bulunuyorsun?
-Benimki sadece tahmin.
-Biz ona su-i zan diyoruz değerli kardeşim. Bu ise Kuran'da yasaklanmıştır.
Hem merak etme Cennet'te orayı hak eden her kimse için ayrı ayrı yerler var. Gülümseyerek devam etti. "Bana yer kalmaz diye endişe etme"
 Devamla dedi ki:
-Allah Teala tevbe eden ve durumunu düzeltenlerin tevbesini kabul eder. Ve Allah Teala hatasından dönenleri sever.
Uzun bir sessizlik oldu. Herkes bir şeyler düşünüyordu.
Sessizlik arkadaşının sözleriyle bozuldu.
-Derviş! gençliğimizde de yanlış yaptığımızda ikaz ederdin. Şimdi de onu yaptın. İyi ki senin gibi bir arkadaşımız var.
Dervişin yüzü hafifçe kızardı. Başı önde “ Estağfirullah” dedi.
Kendi işiteceği şekilde: Allah’ım arkadaşımın benim için yaptığı güzel şahitliği Ahiret kazancım eyle” dedi. Sonra sesini biraz daha yükselterek “ Rabbim hepimizi yanlışlardan korusun." dedi.

Diğer Tefekkür Yazılarımız için:http://www.aliuslu.net/2017/11/tefekkur-hikayeleri.html


 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...