BU HAYAT SENIN AMA...?

   Tavşanlı'dan bir tanıdığım felç geçirmiş. Hemen hastaneye götürülüyor, müdahale ediliyor. Yapılması gerekenler yapılıyor.
 Neticede bedeninin yarısı kurtarılırken diğer kısmı felç kalıyor. Fakat bu felçli bölge güçsüz de olsa çalışıyor.
  Doktoru perhiz veriyor, sigarayı yasaklıyor. Yapması gereken egzersizleri vs. söylüyor ve kontrol için randevu veriyor.
 Hastamızın her kontrolünde, doktor hastalığın biraz daha arttığını fark ediyor. Perhize dikkat edip etmediğini soruyor. Ailesi ettiğini söylüyor. Kendisi de kafa sallıyor.
  Sonradan anlaşıldığına göre, meğer hastamız şöyle yaparmış; Evde (aileden çekindiği için)doktorun dediklerini harfiyen uygular, çarşıya çıktığında (Yavaş da olsa hareket edebiliyordu) lokantaya gider güzelce canının istediği yemekleri yer ardından da sigarasını içermiş.
  Bir kaç kontrolden sonra doktor, hastanın perhizine dikkat etmediğini ve bu konuda doğru söylemediğini tahmin ediyor ve diyor ki:
-Bakın  beyefendi!
 Bu beden senin. Bu hayat da senin. İstediğin gibi kullanabilirsin. Mutlu olacak da sensin, mutsuz olacak da. Benim tahminime göre perhizine dikkat etmiyorsun. Bu sebeple hastalığın iyileşmediği gibi, git gide kötüleşiyor.
  Fakat şunu aklından çıkarma. Dünyada alabileceğin hiç bir zevk, kimsenin yardımını almadan tuvalete gidip, temizlenip, giyinip odana dönebilmenden daha önemli değildir. Perhizine ister dikkat et ister etme. Ama dikkat etmezsen ileride tuvalete yardımsız gidemeyebilirsin.
  Hastamızın bu öğütlere uyup uymadığını bilmiyorum. Son senelerde evden dışarı çıkamıyordu ve vefat etti. Allah Teala rahmet eylesin.
  Doktorun hastasına verdiği öğütten acizane şöyle ders çıkardım. Bunu zaman zaman  öğrencilerime de anlatırım.:
  Dünyadaki hiç bir şey (makam-mevki, mal-mülk, zevk-safa, eğlence vs.) Ahirette kısa bir süre de olsa Cehennem'e girmeye değmez.
 Onun için hayatımızı nefsimizin isteğine göre değil de, nefsimize zor bile gelse Ahirette bize kazandırıp-kaybettirecek şeylere göre tanzim etmeliyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...