DERVİŞİN AYNASI (Tefekkür yazıları)

   Derviş, sıcak bir temmuz günü ikindi namazını Ulucamiide kıldıktan sonra caminin bahçesine geçip boş bir masaya oturdu. Çayını ısmarladı. Gözleriyle ağaçları seyrederken zihni tefekkür halindeydi.
   Oradan geçmekte olan iki genç selam verdiler. Selam veriş tarzlarından ve tavırlarından yanına gelmek için davet beklediklerini hissetti derviş.
"Ve aleyküm selam gençler, vaktiniz varsa buyurun çay içelim" dedi. Gençler gözlerinde memnuniyet ifadesi olduğu halde biraz çekinerek davete icabet ettiler.
Derviş çaycıya" iki çay ilave" diye seslenirken zihni gençleri nereden tanıdığıyla meşguldü.
Hal hatır sordu gençlere. Gençler cevap verirken bir tanesi kendilerini tanıttı. Dervişin iyi tanıdığı bir lise öğrenci arkadaşıyla birlikte giderlerken yolda ayak üstü sohbet etmişlerdi. Genç söyleyince derviş hatırladı.
Aynı genç devam etti:
- Sizinle yolda karşılaştığımızda bizi tanıştıran arkadaş sık sık sizden bahseder. O arkadaş sayesinde sizi az da olsa tanımış olduk. Arkadaşımız sizin anlattıklarından çok etkilenmiş. Bizlere de biraz nasihatte bulunur musunuz?
Derviş biraz mahcup bir ifade ile önüne bakarak:
"Estağfirullah. Bütün güzellikler Allah'a aittir. Eğer bu güzelliklerin aktarılmasında bizi aracı kıldıysa O'na hamd ederiz" dedi.
İsimlerini sordu, birisi "Savaş" dedi.
Diğerine sordu "Necati" diye cevapladı. "Necati isminin kurtulan kişi demek odluğunu elbette biliyorsundur" dedi derviş. Genç, başını evet anlamında salladı.
Kişinin esas kurtuluşu Cehennemden kurtuluştur. Onun yolları da Kur'anda ve Peygamberimizin sözlerinde belirtilmiştir. dedi. Aynen başarılı olmak isteyen öğrencilerin yapması gerekenlerin belli olduğu gibi diye ilave etti.
Sonra Savaş'a döndü.
- Peygamber Efendimiz adı "Savaş" olan bir Müslümanın adını "Barış" olarak değiştirmiş. Savaş bazen gereklidir ama Kuranda "Barış hayırlıdır" der.  dedi.
Ailelerini, okullarını sorduktan sonra yaşlarını sordu.  İkisi de "on altı" dediler.
Kendisine sormak istedikleri özel sorularının olup olmadığını sordu. "Şimdilik yok" dediler.
Zaman zaman hayal kurup kurmadıklarını sordu.
İkisi de "evet kurarız" dediler.  Derviş dedi ki:
-O zaman bir ayna hayal edin. Bu aynada kendinizi hayalen seyredeceksiniz. Bu aynanın özelliği, geleceği gösterebilmesidir.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve söylediklerimi, aynada hayal edin.
-18 yaşınızdasınız kendinizi nasıl görüyorsunuz?
Biraz bekledikten sonra.
-Şimdi 20 yaşındasınız.
-25 yaşındasınız.
-30 yaşınızdasınız.
beşer yaş ilerleyip biraz bekleyerek 90 yaşlarına kadar gitti.
Seksenlerden sonra ikisinin de yüzünde hoş olmayan ifadeler görülmüştü.
"Gözlerinizi açın" dedi.
-Necati önce senden başlıyayım.
-18 yaşında ne gördün.
Necati gözlerini tekrar kapadı.
-Okul bitmiş Üniversitede Tıp fakültesini kazanmışım.
-20 yaşında?
-Fakültede öğrenciyim arkadaşlarla evde kalıyorum.
-25 yaş?
-Okul bitmiş aynı okuldan mezun bir kızla evlenmişim.
- 30 yaş?
-Saçlarım biraz dökülmüş. Uzman olarak atanmışım. Bir kızımız var 2 yaşında. Arabamız var ve kirada oturuyoruz.
-35 yaş?
-Saçlarım biraz daha dökülmüş biraz da kırlaşmış. Kızım ilkokula gidiyor 3 yaşında bir oğlumuz var. Mutlu bir aileyiz. Yeni bir araba almışız
-40 yaş?
-Bahçeli, iki katlı bir evimiz var. Oğlum ilkokula gidiyor. Kızım orta okula. Bazen derslerinde yardımcı oluyoruz. Ben ve eşim biraz kilo almışız. İkimizin de saçlarındaki beyazlar artmış.
-45 yaş?
 -Başımın üst tarafındaki saçların çoğu dökülmüş. Kalanlardaki beyazlık siyahlardan fazla. Kızımız genç kız olmuş. Babam vefat etmiş.
-50 yaş?
- Saçlarım biraz daha beyazlamış. Dizlerimde problemler var. Eşimin bazı sağlık sorunları var. Kızım üniversitede mimarlık okuyor. Oğlum üniversite sınavına girecek.
-55 yaş? 
-Annem vefat etmiş. Kızım evlenmiş. Bir erkek torunumuz var. Eşim emekli olmuş baya bir yıpranmış görünüyor. Torunuyla daha çok vakit geçiriyor. Oğlum tıp fakültesi 5. sınıf. Gücümün azaldığını hissediyorum. Merdivenlerden çıkarken dinlenesim geliyor.
-60 yaş?
-Oğlumuz doktor olmuş. İki yıl önce evermişiz. Bir kız torunumuz var. Kızın bir tane daha çocuğu olmuş. Torunlar sık sık bizde kalıyorlar. Bize dede, nene diyerek sevgi gösteriyorlar. Ben de emekliliğe müracaat ediyorum. Kendimi orta yaş ile yaşlı arasında bir yerde hissediyorum. Hacca gitmek için müracaat ettik.
-65 yaş?
 Torunlarla vakit geçirmek hoşumuza gidiyor. Sağlık sorunlarım var. Bahçeyle uğraşıyorum. Sosyal hayattan uzaklaşıyorum.
-70 yaş?
Yüzlerimdeki kırışıklar artmış. Biraz zayıflamış görünüyorum. Gözlerim iyi görmüyor.  Eşimin sağlık problemleri artmış. Torunlar bize fazla uğramıyorlar artık.
-75 yaş?
Eşim vefat etmiş. Hayatın tadı yok gibi. Evimde yalnız kalıyorum. Çocuklar da baya olgun yaştalar. Kızım emekli olmuş. İlk torunum evlenmiş.
-80 yaş?
İyice güçsüz hissediyorum kendimi. Kendime tam bakamıyorum. Hizmetçiden yardım alıyorum. "Çocuklar beraber kalalım" diyorlar. Karar veremiyorum. Bazı tereddütlerim var.
-85?
Huzur evindeyim. Hayattan hiç bir beklentim yok. İbadetlerimi yapmaya çalışıyorum. Ölümü arzuluyorum.
-90 yaş?
O yaşa gelmeden ölmüşüm. mezarımın başında ölüm tarihim yazıyor. Mezarımın toprağı iyice yerleşmiş. Yaklaşık üç yıl önce ölmüşüm.
-Peki mezarın içini de hayal edebiliyor musun? dedi derviş.
Biraz bekledi. Gözlerini açabilirsin dedi. Genç gözlerini açtığında gözleri nemliydi. Farklı duygular içerisindeydi.
   Aynı soruları diğer gence de sordu. Ölüp mezarının içerisini hayal ettirdikten sonra Onun da gözlerini açtırdı.
Gençlerin ikisi de şoke olmuş gibiydiler. Dervişin sözüyle toparlandılar. Derviş diyordu ki:
Büyüklerimiz akıllı kişileri tarif ederken; Sadece bu gününü değil geleceğini de düşünerek yaşayanlar olarak tarif etmişlerdir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...