ÖĞRETMENİM! BEN OKUMAK İSTEMİYORUM. (Eğitim yazıları)

İlköğretimde öğretmenlik yaptığım yıllarda, 8. sınıflardan birisinin de sınıf rehber öğretmeniydim.
İngilizce öğretmeni bayan arkadaş, sınıfımdaki Ahmet isimli öğrencinin sınıfın huzurunu bozduğunu bildirdi. Biraz şaşırdım. Çünkü bahsedilen öğrenci uyumsuz bir öğrenci değildi. Çalışkan değildi ama şımarık da değildi.
Müsait bir zamanda Ahmet'i çağırdım. Hal-hatır sorduktan sonra. Onun iyi ve terbiyeli bir öğrenci olduğunu fakat İngilizce dersinde dersin huzurunu bozmasına şaşırdığımı ifade ettim.
Ahmet, açık yüreklilikle anlattı:
Öğretmenim, ben okumak istemiyorum. Mecbur olduğu için okula geliyorum. Bu yıldan sonra da okumayacağım (O zaman lise zorunlu değildi) Ben kasap olmak istiyorum.
İngilizce dersinin benim işime yarayacağını düşünmüyorum. Bundan dolayı derse ilgi göstermiyorum ve dinlemiyorum. Öğretmenim de bana soru soruyor. Cevap veremeyince bana kızıyor.  Ağır sözler söylüyor. Arkadaşlarımın yanında küçük düşüyorum. Ben de O'nun dersinde huzursuzluk çıkarıyorum.
Ahmet'e dedim ki:
-Evladım! İşine yaramayacağını düşündüğün dersi öğrenmek istememekle haklı olabilirsin. öğretmenin görevi de öğretmek olduğu için o da sana öğretmek istiyor.
Okumak istemediğine göre, sana bu yıldan sonra İngilizce lazım olmayacak ama, liseye gidecek arkadaşların bu dersi öğrenmesi gerekiyor. Senin yüzünden bazı konuları anlamazlarsa onlara zarar vermiş olursun.
Ben öğretmeninle konuşayım derste sana soru sormasın. Sen de sınıfı rahatsız etmeden başka bir şeyle meşgul ol.
 “Tamam hocam” dedi. Hocasıyla da konuşarak meseleyi hallettik.
Okumak istemeyen çocuğu zorla okula getirirsen problem çıkartır.
Bizim köyde, camiye gitmek istemeyen çocuğu, babası namaz için zorla camiye götürmek isteyince çocuk:
"Namaz kılarım ama okumam" demiş. Zoraki eğitim de o hesap. Okula gelir ama derse katılmaz
Üç ay kadar önce bir şeyler almak için bir kasap dükkanına girdim. Baktım bizim Ahmet kasap olmuş. Elimi öptü. "Çay içmeden bırakmam" dedi.  Sohbet ederken ben Ahmet’in sekizinci sınıf yıllarına gittim.
Demem o ki, okumak istemeyen çocuğu zorla okula getirmek hem çocuğa zulüm,
 hem öğretmenlerine zulüm,
hem de arkadaşlarına zulümdür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

PİŞMEMİŞSİN BE ALİ, HALA ÇİĞLİK VAR SENDE.

   Birkaç yıl önce Ramazan ayında teravihe yetişmek için arabamla aceleyle gidiyordum. Kavşakta yol benim olduğu halde bir araba önüme çı...