SONRA HALLEDERİZ.


SONRA HALLEDERİZ.
Dostluklara, arkadaşlıklara en çok zarar veren şeylerden birisi de "sonra hallederiz" sözü veya düşüncesidir.
Belki sizler de benzer durumlara şahit olmuşsunuzdur. Mesela:
Dostlar birbirleriyle alış veriş yaparlar. Satın alan kişi sorar:
Bunun borcu ne kadar?
Cevap:
-Sonra hallederiz...
İki tanıdık veya dost biri birine iş yaptırır. Ayıp olur düşüncesiyle işin ücretini konuşmazlar. Sonra hallederiz diye düşünülür. Bazen de iş bitince sorulur.
- Borcumuz?
Cevap:
-Ne acelesi var sonra hallederiz.

Bir-kaç arkadaş bir araya gelip birlikte iş yapmaya karar verirler. Ortaklığın ana konularını görüşürler, fakat ayıp olur düşüncesiyle veya ihmalkarlıktan, işin detaylarını konuşmazlar.
Şöyle düşünülür:
"Sonra hallederiz."
Fakat, genellikle hallolmaz. Hallolmadığı gibi, dostluklara arkadaşlıklara halel (zarar) gelir. Hatta, kırgınlıklara, dargınlıklara, kavgalara sebep olabilir..
Halbuki çözüm basittir.
Sonraya bırakmadan halletmek (çözüme kavuşturmak). Sonra hall olunacak bir mesele olsa dahi şartlarını, fiyatını karara bağlamak.
Yüce Dinimiz de yapılacak işlerin veya alışverişin şartlarının ve fiyatının alış veriş esnasında belirlenmesini bizden talep eder.

ELEŞTİRMEK VE İCRA ETMEK


 
Bir şeyleri eleştirmek çok kolaydır.
Hiç yerinizden kalkmadan bir kaç dakika içerisinde epeyce eleştiri yapabilirsiniz.
Hatta eleştiri yapmak için konunun uzmanı da olmayabilirsiniz.
Fakat yapmak, icra etmek, o kadar kolay değildir.
En küçük şeyleri yapmak için bile yerinizden kalkmanız, bir yerlere gitmeniz, birileriyle muhatap olmanız gerekebilir. En azından zaman gerekir. Bazen maddi fedakarlık gerekir. Her şeyden önemlisi yaptığınız şeylerden anlamanız gerekir.
Bir de şunları dikkate almak gerekiyor:
1- Eleştirdiğimiz şeyleri kendimiz yapmaya kalksak acaba ne kadar başarılı oluruz?
2-Bir işe giriştiğimizde daha önce bilmediğimiz hatta öngörüde bulunmadığımız bir çok şeyle karşılaşma ihtimalimiz vardır. Belki de eleştirdiğimiz şeylerde de iç yüzünü bilmediğimiz, ön göremediğimiz şeyler vardır.
Netice olarak, bir şeyleri eleştirmek kolaydır, fakat o şeyleri icra etmek, eleştirmek kadar kolay değildir.
Eleştirirken biraz daha insaflı olmalıyız.
 
 
 

DERVİŞ'İN DERTLİ ARKADAŞI .


   Derviş epey dertli olan arkadaşını uzun süre sözünü hiç kesmeden dinledi. Çünkü O, iyi bir dinleyici olmanın muhatabını rahatlattığını, sıkıntısı olanlara psikoterapi etkisi yaptığını öğrendiğinden beri böyle yapar, muhatabının sıkıntılarını anlatmasına imkan tanırdı.
   Muhatabı konuşurken dikkatle dinler, dinlediğini bakışlarıyla ve mimikleriyle hissettirir ve  sözünü kesmemeye özen gösterirdi.
   Arkadaşı, dervişin dikkatli bir şekilde dinlemesinden de cesaret alarak, büyük-küçük tüm dertlerini, sıkıntılarını detaylarına kadar anlattı. Anlatacakları bittiğinde epeyce rahatlamıştı.
   Derviş, arkadaşının omuzunu şefkatle tutarak yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
-Allah Teala sabırlar ve güç-kuvvet versin kardeşim. Biliyorsun ki imtihan dünyasındayız ve imtihanımızın neticesine göre Ahirette karşılık göreceğiz. Sonra devam etti:
-Çevrende gördüğün insanları dertsiz mi zannediyorsun? Kim bilir onların ne tür dert ve sıkıntıları var. Herkes kapısını kapattığında kim bilir hangi dertleriyle baş başa kalıyorlar?
Herkesin imtihanı farklı farklı. Kimi sağlığıyla imtihan oluyor, kimisi maddiyatla.
Kimisi eşiyle imtihan oluyor kimisi anne-babasıyla.
Kimisinin çocuğu olmuyor onunla imtihan olurken kimisi çocuklarının sağlığıyla veya davranışlarıyla imtihan oluyor. Mesela geçenlerde çok temiz bir aile geldi. Liseye giden uyuşturucu müptelası çocukları için çaresiz kalmışlar.
    Bazen bize danışmaya geldiklerinden biliyorum. Çevresinin onun gibi olmak istedikleri nice insanlar biliyorum. Kimseye açamadıkları dertleri var.
Rabbimiz çekemeyeceğimiz dert vermesin. İmtihanımızı kolaylaştırsın ve sabredip kazananlardan eylesin.
   Arkadaşı Dervişi dikkatle dinledi. O'nun duasına kendi işiteceği bir sesle "amin" dedi. Müsaade isteyip ayrılırken altında ezildiğini sıkıntılarının sanki azaldığını hissediyordu.

SAKIN SÖYLEME!

SAKIN SÖYLEME!
Bazen muhatabın seni incitici şeyler söyler ve
kendince rahatlar ya...
O kızgınlıkla veya incinmişlik ruh haliyle sen de bir şeyler söylemek istersin. Dilinin ucuna kadar gelir cümleler.

Sakın söyleme, yut o sözü.
Seni her gördüğünde o kişi mahcup olsun artık. Utanma duygusu varsa tabii.

Utanma duygusu yoksa, muhatap almaya da değmez söz söylemeye de.

DERVİŞE GÖRE HUZURSUZ İNSAN...

     EN HUZURSUZ İNSANLAR KİMLERDİR?
   Dervişe, en huzursuz insanların kimler olduğunu sordular.
Derviş biraz düşündükten sonra cevapladı:
-Kanaatim odur ki, en huzursuz insanlar hayatı hakkında kafası net olmayan ne yöne gideceğini bilemeyip bocalayan kişilerdir.
   İkinci olarak da, inandıklarıyla yaptıkları birbirini desteklemeyen kişilerdir.

BİR ORGANIMIZ HASTALANDIĞINDA...

BİR ORGANIMIZ HASTALANDIĞINDA...
Bir organımız hastalandığında ilk yaptığımız şey onu tedaviye çalışmaktır değil mi?
Tedavi uzun sürse de tedaviye devam ederiz.
Allah göstermesin kangren hariç uzuvlarımızdan vazgeçmeyiz.

Dostlarımız, kardeşlerimiz ve akrabalarımız da organlarımız gibidir. Bir problemimiz olduğunda onlardan vazgeçemeyiz. Tolere etmeye çalışırız. Sabrederiz, tedaviye çalışırız. Fakat kesip atmayız.
Daha doğrusu (ilişkilerimizi) kesip atmamalıyız.

İNFAK / İSRAF

İnfak, tohumu toprağa atmak (ekmek) gibidir.
İsraf, tohumu çöpe atmak gibidir.
Gösteriş için yapılan infak ise kaya üzerine tohum atmak gibidir.

MANŞET!

SONRA HALLEDERİZ.

SONRA HALLEDERİZ. Dostluklara, arkadaşlıklara en çok zarar veren şeylerden birisi de "sonra hallederiz" sözü veya düşüncesidir...