ÜNİVERSİTE MEZUNU, İŞSİZ/MUTSUZ GENÇLER.


   Bazı gençlerimizin üniversite hayali küçük yaşlarda başlar. Ailelerin ve çevrenin de bunda etkisi vardır.
Bu gençlerimiz zamanı gelip üniversiteyi kazandığında tabii ki büyük sevinç yaşarlar. Okumak ve mezun olabilmek için de, emek, zaman ve para sarf ederler.
Hayalleri vardır, umutları vardır geleceğe ait.
Bazen zamanında, bazen de uzatmalı olarak okul biter.
Genç ve ailesi sevinçlidir. Artık hayallerin gerçeğe dönüşmesi vakti gelmiştir.
Ne var ki pek çok mezun için asıl problem okul bittikten sonra başlar.
Çünkü birçok fakültenin mezuniyet sonrası iş imkanı kısıtlıdır. Hatta bazılarının yok denecek kadar azdır.
Birkaç yıl sınavlara hazırlanarak geçirilir. Bu yıllar nispeten problemin az olduğu zamanlardır. Sınav kazanılacak ve hayaller gerçekleşecektir.
yüz kişinin istihdam edileceği iş için bin kişi bazen daha fazla kişi sınava girerler. Genimiz bu psikolojiyle sınavlara hazırlanır. Her sınav sonrası psikolojik olarak biraz daha yıpranır. Baba parası yemek de ağır gelmeye başlamıştır.
Hayalindeki mesleğe ulaşamamıştır. Bu arada yaş yirmi beş ile otuz arasıdır. Diğer mesleklere girmek için  ise bazen yaş geçmiş olur, bazen de onu yapmaya gururu müsaade etmez.
Zaten çalışmak istese de bazı iş yerleri onları çalıştırmak istemez haklı olarak. İşveren de haklıdır kendine göre, Öyle ya, siz iş veren olup, vasıfsız bir eleman alacak olsanız üniversite mezunu birisini mi tercih edersiniz? Yoksa lise veya ortaokul mezunu birisini mi?
Neticede yaşı otuza yaklaşmış, veya geçmiş, kendine uygun iş bulamamış, hayalleri yarım kalmış, "ne iş yapıyorsun?" sorusunun sorulmasından utanan, kendini değersiz hisseden  üniversite mezunu pek çok gencimiz, hayata küser. Devleti'ne küser. Çevresinin bakışlarından dahi rahatsız olurlar. 
Düşüncem şudur:
Üniversiteye gidecek gençler ve aileleri, eğer gideceği fakültenin iş imkanları kolay değilse tekrardan düşünsünler. Çünkü mesele sadece işsizlikle kalmayıp gencin ruh dünyasını perişan eden bir duruma dönüşüyor.
Yol yakınken kendilerine uygun bir mesleğe yönelsinler.
Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmasınlar.
Ailenin durumu müsaitse ve "Benim çocuğumun işi zaten hazır. Bir de fakülte bitirsin" diyorlarsa onlara bir şey diyemem, hatta tavsiye ederim, en azından değişik çevreler tanımış olurlar. Ufukları da açılmış olur.
Ailenin böyle imkanı yoksa, küple ilgili bir darb-ı mesel vardır ya! öyle olabilir:
"Yerden göğe küp dikseler,Yerden göğe küp dizseler/Birbirine bendetseler/Altından birin çekseler/Seyreyle sen gümbürtüyü."

Tabii bu küp meselesini gençler pek anlayamadı. Eskiden evlerde topraktan yapılıp pişirilmiş turşu, un gibi şeyleri koymak için küpler bulunurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

ARAKADAŞLARINDAN DEVAMLI ŞİKAYET EDEN BİR KIZ ÖĞRENCİM.

 İlk öğretim okullarında çalıştığım dönemlerde sınıf rehber öğretmenliğini de yaptığım 6.sınıflardan bir kız öğrencim her hafta bir kaç kez ...