DENİZLERLE İLGİLİ BİR AYET VE DÜŞÜNDÜKLERİM...

    Kuran-ı Kerimdeki denizlerden bahseden ayeti okuduğumda üzerinde biraz tefekkür ettim. Çıkardığım sonuçları sizlerle paylaşmak istedim.
"O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir."   (Nahl : 14)
    Bu ayet ile ilgili düşündüklerim:
1-Rabbimiz denizlerde, küçüklü- büyüklü milyonlarca ton balık var etmiştir.
 Bunların yetişmesinde (kafes balıkçılığı hariç) insanların hiç bir emeği yoktur.
 İnsanların önemli bir besin kaynağı olan bu balıklar insanlığın istifadesine sunulmuştur.
İnsanların bir kısmı bu balıkları avlayarak, bir kısmı avlanan balıkların nakliyatını yaparak, bir kısmı onun perakende satışını yaparak, bir kısmı balık lokantalarında pişirerek, bir kısmı değişik balık ürünleri imal ederek rızıklarını kazanırlar.
Milyonlarca insan da bu balıkları satın alarak açlıklarını giderirler. Fakat ödenen ücret o balıkları yetiştiren(Allah C:C)a değildir. O bize hediye etmiştir. Bizler tabiri caizse hediye edilen bir eşyanın kargo ücretini öder gibi ödeme yaparız.

2-Bu denizlerden yine insanların hiç bir emeği olmadan yetişen inci mercan gibi süs eşyaları çıkarılır. Bunları çıkaranlar, ürünleri süs eşyası/takı haline getirenler, onları satanlar da bu nimet sayesinde rızıklanırlar.
3-Gemiler, (tekneler, deniz araçları vs.) hem balık avında kullanılır, hem süs eşyalarını çıkarmada kullanılır hem de nakliyat aracı olarak kullanılır. Öyle ki binlerce tonluk yükler tek bir gemide taşınabilmektedir.
 Ekonomik olarak düşündüğümüzde bazı kimseler gemi sanayiinde çalışarak (Mühendis, usta, işçi vs), bazıları gemilerde hizmet ederek, bazıları da deniz yoluyla ticaret yaparak rızıklarını kazanmaktadırlar.
Gemilerin hareket etmesine sebep olan denizleri meydana getiren ve orada gemilerin yüzmesi için suyun kaldırma kuvvetini var eden Allah Teala'dır.
Rabbimiz yukarıda saydığımız lütuflarına karşılık bizden şükür beklemektedir. Nimetler karşısında insanın durumu ya şükretmesi ya da nankörlük etmesidir.

Bu ayetten yola çıkarak şöyle de düşünebiliriz.
Bir çok sahada Rabbimizin bizlere rızık kapıları vardır.
Mesela; Diyelim ki hayvancılıkla uğraşıyoruz.
 Sabahleyin hayvanlarımızı meraya çıkarır Allah Teala'nın var ettiği otlarla hayvanlarımızı besleriz. Yine Onun var ettiği suyla onları sularız. Akşam dönerken bütün bunları karşılıksız veren Rabbimize şükretmezsek olur mu?

Yine hayvancılığın bağlı olduğu diğer iş kollarında  (dericilik, et ürünleri, süt ürünleri gibi)çalışanlar da bu sebeple rızıklanmaktadırlar. 

Bu misalleri çoğaltabiliriz.
 Mesela; ormanlar ve orman ürünlerinden  rızıklananlar.
Madenler ve madenciliğin yan kollarından rızıklananlar.
Petrol ve doğal gaz sektöründen veya bunlara bağlı kollardan rızıklananlar.
Kaplıcalardan ve onlara bağlı sektörlerden rızıklananlar.
Güneş enerjisi sisteminde çalışanlar ve rızıklananlar. v.s.
 Bir de bu gibi nimetlerden yararlananlara hizmet sunarak rızıklananlar var (Tıp, eğitim, turizm v.b)
Bu nimetlerden dolayı şükretmeleri gerekmez mi?
Bize rızık kapıları açan Rabbimize  verdiği nimetler sayısınca şükürler olsun.

30 Kasım 2019/ TAVŞANLI

   
 
 

İSRA MUCİZESİNDEN BAHSEDEN AYET OLMASAYDI NELER OLURDU?

İsra suresinde Peygamberimizin bir gece Mekke'den Kudüs'e götürüldüğünden bahseder.
"Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (İsrâ : 1)

Kaynaklarımızda belirtildiğine göre Efendimiz bir gece Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Oradan da semaya çıkarılmış, Orada vahiy almış, bazı ilginç olaylara şahit olmuş ve aynı gece Mekke'ye geri dönmüştür.
Miraç gecesi dediğimiz gecede meydana gelen İsra ve Mi'rac olayı hakkında hepimizin az çok bilgisi vardır.
Benim asıl üzerinde durmak istediğim mevzu ise şu:
 Şayet, Peygamber Efendimiz isra olayını yaşadığı halde bu konuda yukarıdaki ayet-i kerime olmasaydı, Efendimiz bu yaşadıklarını ashabına anlatmış olsaydı  save aybu olay sadece hadis kaynaklarımızda geçseydi neler olurdu?
Mesela bu gün birileri mantık yürüterek şöyle diyebilirlerdi:
"Peygamberimiz sıcak bir mevsimde çölün kaynadığı bir zamanda üstelik de düşmanları peşindeyken,  gizlenerek , zorluklara katlanarak (iki haftada) Mekke'den Medine'ye hicret etmedi mi?
.......
Peygamberimiz Bir gecede Mekke'den Kudüs'e gidip- gelebiliyorsa neden sıkıntılara katlanmak zorunda kalarak hicret etti?
Demek ki bu anlatılan isra olayı uydurma rivayetmiş" diyerek mantık yürütüp hem sapar hem de saptırırlardı değil mi?
Bun konuda ayet olduğundan İsra mucizesini şimdilik inkar etmiyorlar.

Demek istediğim şu: Peygamber efendimizden gelen rivayetleri mantığımızla değerlendirdiğimizde her zaman doğru sonuca ulaşamayabiliriz.

Rabbimiz sapmaktan ve saptırmaktan muhafaza buyursun.

Ali USLU  26 KASIM 2019/ TAVŞANLI

MELEKLERİN DUASINI ALMAK İSTER MİSİNİZ

    Kur'an-ı Kerim'in Mümin süresi 7,8,9. ayetlerinde meleklerin bazı müminlere dua ettikleri haber verilir.
Sizler de meleklerin dualarına muhatap olmak  onların dualarının kapsam alanına girmek ister misiniz.?
    Bahsettiğim ayetler:
"Arş'ı taşıyanlar ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler)." (Mü'min : 7)

"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (Mü'min : 8)

"Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur." (Mü'min : 9)
Ne güzel dualar değil mi? İnşaallah bizler de bu güzel duaların kapsamına girenlerden oluruz. 
Ayetlerden anladığımız kadarıyla bu duaların kapsamına girebilmek için üç özelliğimizin bulunması gerekiyor.
1-Mümin olmak. 2-Hatalarımızdan pişman olup (tövbe edip)Allah Tealaya yönelmek. 3-Rabbimizin yoluna girmek.
 Bizler de  meleklerden öğrendiğimiz bu dualarla müminlere dua edelim. 
Unutmayalım! bizler başkaları için dua ettikçe yanımızda bulunan melekler de aynı duaları bizim için yaparlar.
Ali USLU  16/11/2019 TAVŞANLI
 

DALGALI DENİZLERDE YÜZEBİLİR MİSİNİZ?

DALGALI DENİZLERDE YÜZMEYE ÇALIŞMAK

Yüzme bilmeyen kişiler, boyunu aşan durgun sularda bile boğulabilirler değil mi?
Yüzme bildiği halde iyi yüzücü olmayanlar ise, boyunu aşsa da havuzlarda ve kıyıya yakın denizlerde yüzebilirler. Fakat denizin açıkları onlar için tehlikelidir.
Yüzmesi iyi olanlar ise denizin açıklarında rahatça yüzebilirler Fakat denizde dalga çıkınca onlar için de risk başlamıştır.
Yüksek dalgaların olduğu denizlerde yüzebilmeniz için tecrübeli usta bir yüzücü olmanız gerekir.
Bunları şunun için anlattım. Gençlerden bazen öyle şeyler duyuyorum ki dini mevzularda, hayretler içerisinde kalıyorum.
Tabiri caizse havuzda zar zor yüzecek kadar dini bilgisi olan bazıları ,fırtınalı, dalgalı denizlere dalmışlar. Tabi kafaları allak bullak olmuş, karışmış, alt yapısı sağlam olmadığından imanı tehlikeye girmiş.
Demem o ki  dini bilgiler noktasında sağlam bir altyapınız yoksa  internette gördüğünüz her bilgiye atlamayınız. Yoksa manevi anlamda boğulabilirsiniz.
Bir de çocuklarınızın girdiği sitelere dikkat ediniz. Çocuğunuz boğulduktan sonra ah vah etmek fayda vermez.
 Ali USLU /11 Kasım 2019- TAVŞANLI

BOŞANMAYI DÜŞÜNENLER

Birkaç yıl önce, tanıdığım bir bey, anlaşamadığı gerekçesiyle eşinden boşandı.
Yine tanıdığım bir bayan da aynı gerekçelerle eşinden boşanmıştı. Boşandıktan epey sonra bunlar (yeni işyerlerinde)tanışıyorlar ve evlendiler.

Sonra ne mi oldu?

Evlilikleri sadece üç ay sürebildi.

Diyorum ki;
Boşanmayı düşünenler!
Eğer boşanma düşüncesinin sebebi ahlaki, yüz kızartıcı şeyler değilse veya birlikteliğiniz çekilmez bir hale gelmişse kararlarınızı tekrar bir gözden geçirin.
Belki problemin bir kısmının sebebi sizsinizdir.

Bir de şu ayet-i kerimeyi tefekkür ediniz

"Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Tegâbün : 14)

Size düşmanlık  yapanları bile affetmek tavsiye edildiğine göre, sizinki muhtemelen düşmanlıktan daha aşağıda belki de sen-ben meselesidir

ALLAH TEALA'NIN SİZE NE YAPMASINI İSTİYORSUNUZ?

Allah Teala'nın size ne yapmasını  veya  size nasıl davranmasını istiyorsunuz?

  Hepimiz, dünyada mutlu ve huzurlu olmak, başarılı olmak isteriz. Allah Teala'dan işlerimizi kolaylaştırmasını ve işlerimizde bizi muvaffak kılmasını dileriz değil  mi? Aslında beklediğimizi şeylerin gerçekleşmesi biraz da bizim elimizde.
Söylediklerimi daha iyi anlayabilmek için  lütfen aşağıdaki Hadis-i şerifleri ve ayet-i kerimeyi okuyabilirsiniz
      HADİS- ŞERİFLER
“. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse  Allah Teala da onun ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”(Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58.)

245-122   Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “... Kim de zor ve dar durumda olan birine kolaylık gösterirse Allah’ta ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir, bir kimse bir müslümanın ayıbını örterse Allah’ta onun dünya ve ahiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul din kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da o kulun yardımındadır....” (Müslim, zikir 38)

 "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin. (Tirmizî /Birr 16)
                                         AYET-İ KERİME
"İçinizden yardım sever ve zengin olanlar akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere artık bir şey vermeyeceğiz diye yemin etmesinler. Bağışlasınlar, hoş görsünler; Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir."
 (Nûr : 22)


BU HADİS-İ ŞERİFLERDEN VE AYETTEN ANLADIKLARIMIZI MADDELER HALİNDE YAZALIM
1- Müslümanların ihtiyacını giderenlerin Allah Teala ihtiyaçlarını giderir.
2- Müslümanların sıkıntılarını giderenlerin Allah Teala sıkıntılarını giderir.
3-Müslümanların ayıp ve kusurlarını örtenlerin Allah Teala hem dünyada hem de ahirette ayıp ve kusurlarını örter.
4- Zorda ve darda olan Müslümanlara kolaylık gösterenlere, Allah Teala hem dünyada hem Ahirette kolaylık gösterir.
5- Müslümanlar din kardeşlerinin yardımında oldukça Allah Teala onlara (yardımda bulunanlara) yardım eder.
6- Müslümanlar yer yüzündeki canlılara (insan-hayvan- bitki gibi) merhamet gösterdikçe kendisine merhamet olunur.
7- Nur suresi 22. ayetten anladığımıza göre, insanları bağışlayanları  Allah Teala bağışlar.
       Bir de bu durumların tersini düşünelim Müslümanlara işlerinde zorluk çıkaranlar, merhametsiz olanlar, imkanı olduğu halde din kardeşlerine yardım etmeyenler, insanların kusurlarını araştırıp yayanlar v.b.
Acaba Allah Teala da onlara, onların yaptıkları gibi davranır mı sizce?

Benim acizane bu hadisi şeriflerden çıkardığım genel sonuç şudur:
Allah Teala dünyada, bizlere, bizim çevremize karşı tutum ve davranışlarımıza göre muamelede bulunuyor.







HEM NAMAZ KILIP HEM KÖTÜLÜK YAPILABİLİR Mİ? )

HEM NAMAZ KILIP HEM KÖTÜLÜK YAPILABİLİR Mİ?
" Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir."
    (Ankebut süresi 45.ayet)

MANŞET!

YUNUS EMRE

YUNUS'A NAZİRE: BİR VİRÜS BİR İNSANI ÇÖKERTTİ SERDİ YERE YALAN DEĞİL GERÇEKTİR BEN DE GÖRDÜM ÖZÜNÜ