ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN BİR ÖĞRENCİMDEN ÖĞRENDİKLERİM.

Sizlere, öğrencilere bakış açımda önemli değişimlere sebep olan bir olaydan bahsetmek istiyorum.

28 Şubatçıların bizi İHL den sürgün etmeleri sebebiyle ilk öğretim okullarında çalışmaya başlamıştım.
Okulun birisinde defalarca şahit olup etkilendiğim bir durum beni uzun uzun düşünmeye sevk etmişti..

4. sınıfta dersine de girdiğim sakin biraz çelimsiz bir öğrencim vardı. Sınıf öğretmeninin anlattığına göre çocuk, bebekliğinde ateşli bir hastalık geçirmiş. Muhtemelen hastalığın etkisiyle çocuğun zeka düzeyi arkadaşlarına göre biraz düşüktü, dersleri anlamada güçlük çekerdi.
Bu tür öğrenciler genelde öğretmenlerin pek de önemsemediği kişilerdir.

İşte bu öğrenciyi, babası elinden tutar çantasını da kendisi taşıyarak okula getirir. öğrenciler sıraya geçinceye kadar beklerdi. Zil çalıp öğrenciler sıraya geçmeye başlayınca çantayı çocuğunun sırtına takar, eğilip şefkatle yanaklarından öper, çocuk sırasına geçince de ayrılırdı. Bu durum her gün bu şekilde devam ederdi.
Bu babanın oğluna karşı davranışları hep dikkatimi çekerdi. Bir gün onları seyrederken zihnimde şimşekler çaktı.
Kendi kendime dedim ki:
-Bak Ali! Bu öğretmenlerin pek de önemsemediği, derslerde varlığıyla yokluğu belli olmayan çocuk var ya... bu babaya göre Dünyanın en değerli çocuğu O.

Buradaki öğretmenlerin gözdesi olan en çalışkan çocukların hepsini bir tarafa koysak bu baba yine kendi çocuğunu tercih edecektir.

Yani bütün çocuklar kendi anne-babalarının yanında en değerlidir. O halde sen de onlara bunu dikkate alarak davranmalısın.

 

2 yorum:

  1. Keşke, sadece müfratdatında bu tür anıların olduğu bir ders olsa eğitim fakültelerinde. Emeğinize sağlık Ali hocam.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim kardeşim.

    YanıtlaSil

MANŞET!

CAFELERİN MÜŞTERİLERİ

Pastane/cafe tarzı (çayın üç-beş lira olduğu) yerlere   gittiğinizde, veya yanından geçerken gördüğünüz manzara nedir? M üşterilerinin eks...