ONU KUR'AN'DAN TANIYALIM

 O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM:1

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ

Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. (Tevbe : 128)


O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM: 2

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ ۚ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ ۖ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا ۖ ...

"Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün..." (Fetih : 29)

O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM: 3

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ

(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya : 107)


O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM :-4

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللَّهِ لِنْتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ

Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

(Âl-i İmran : 159)


O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM :5

 Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. (İsra : 105)


O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM: 6

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَىٰ أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا

Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.  (İsra : 7)


O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM: 7

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا ۚ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. (Hud : 112)


O'NU KUR'ANDAN TANIYALIM-8

قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا

(2-3) Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt

(Müzemmil : 2)


ONU KUR'AN'DAN TANIYALIM 9

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. (Kalem : 4)

O'NU KUR'AN'DAN TANIYALIM-10
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
6-Enam : 162

ÖLÇÜMÜZ GAYET AÇIK VE NET.

"İyilik ve takvada yardımlaşın, düşmanlık ve günahta yardımlaşmayın."( Maide 2. ayet)

Ölçümüz gayet açık ve net.

İnsanlara ve kurumlara karşı toptancı olmaya gerek yok.

İyi şeylerde yardımcı olup teşvik edeceğiz; Olumsuz şeylerde mümkünse engel olacağız. Değilse, en azından destek vermeyeceğiz.


UNUTAMADIĞIM HATIRALARDAN -10

 FAKİRLİĞİNİZDEN UTANDIĞINIZ OLDU MU


Fakir oluşunuzdan dolayı utandığınız oldu mu hiç?
Benim oldu...

 Aslında fakirliğimden değil de, fakirliğimin ilan edilmesinden utanmıştım. 

 Köyden okumak için ilçeye gelmiş bir öğrenciydim. Gittiğim okulun orta okul ve lisesi aynı binadaydı. Ortaokul 3. sınıfta (sekizinci sınıf) öğrenim gördüğüm yıl,(muhtemelen giysilerimin yıpranmışlığından dolayı) bir gün beni sınıftan idareye çağırdılar. Gittiğimde, yaklaşık otuz öğrencinin daha olduğunu gördüm.
Bir öğretmen eşliğinde bizi bir terziye götürdüler. Ölçülerimiz alındı ve gönderildik.
Bir müddet sonra yine çağırıp, pantolon ve ceketten oluşan  elbiselerimizi bizlere teslim ettiler. (Ceket ve pantolon renk ve kumaş olarak birbirlerinden farklıydı)Tabi ki çok sevindim. 
Ertesi gün, yeni elbisemi giyerek okuluma gittim. Okula gittiğimde yaklaşık otuz kişinin aynı renk elbiseyi giydiğini fark ettim.
O zamanlar okul kıyafeti olarak, ceket, pantolon, gömlek ve kravat zorunlu idi. Fakat renkleri, desenleri serbest idi. Her öğrencinin birbirinden farklı elbisesi varken otuz kişinin aynıydı ve bu çok dikkat çekiyordu.(Veya bana öyle gelmişti.)

Daha açık bir deyişle elbiselerimiz adeta "Biz fakiriz! Bize bundan dolayı yardım yapıldı" diye bağırıyordu. İşte o gün çok mahcup olmuştum. 
Eve vardığımda o yıl bir daha giymemek üzere verilen elbiseyi çıkardım. Yıpranmış giysilerimle kendimi daha onurlu hissediyordum.
O elbiseyi, liseyi Kütahya'da okuduğum için ertesi yıl giyebildim. (O zamanda ceketin kolları biraz kısa gelmişti)
 Bu olayın bendeki etkisi ne kadar büyük olmuş ki, daha sonraki elbiselerimin pek azının rengini/desenini hatırlarken  o utandığım elbisenin her şeyini hala hatırlarım.
Yine bu olayın etkisiyle olsa gerek, ne zaman yoksullara açıktan yardım yapıldığını görsem içim acır, kendimi kötü hissederim.


UNUTAMADIĞIM HATIRALARDAN-9

   GÖRMESİ, İŞİTMESİ VE KONUŞMASI OLMAYAN BİR ŞAHIS      

   İmam Hatip Lisesinde meslek dersleri öğretmeni olduğumuz için, öğrencileri imamlık, müezzinlik ve vaaz görevleri için hazırlar sonra da yetenekli öğrencileri imkanlar ölçüsünde camilere götürür tatbikat yaptırırız. Böylece hem öğrencileri mesleğe hazırlar hem de yeni kişilerle tanışmış oluruz.

     Bir Ramazan günü  böyle bir tatbikat için bir-kaç öğrenciyle birlikte ilçeye yaklaşık 15 km uzaklıktaki o zamanlar köy olan Gürağaç’a gittik. Bir öğrencimiz namazdan önce camiide vaaz edecek, bir öğrencimiz teravih kıldıracak,  iki öğrencimiz ezan okuyup kamet getirecek. Bir-kaç öğrencimiz de teravih namazının aralarında ilahiler-ümniyyeler okuyacak, biz de onlara rehberlik edecektik.
    Okul idaresi daha önceden gerekli mercilere haber veriyorlardı. Bu sefer de verilmişti. O köyün güzel bir gelenekleri varmış. Ramazan ayı boyunca her gün gönüllü ailelerden biri görevlendirilir imiş. O aile, o gün evini misafir gelecek biçimde hazırlar ve yemeğini ona göre yaparmış. vakitli-vakitsiz köye bir misafir gelirse o eve yönlendirilir imiş.
      Biz, akşama yakın köye vardığımızda o günkü nöbetçi eve götürdüler. Daha önce haber verildiği için de ev sahibi sağ olsun daha bir hazırlanmış. Biz iftarı beklerken, iftara 10 dakika kala altmış yaşlarında gözüken bir misafir daha getirdiler. 
Bu şahsın iki gözü de kördü, kulakları sağırdı ve konuşamıyordu,yani dilsizdi. 
   O zamana kadar görme engelliler görmüştüm. Hatta fakülte dördüncü sınıfa giderken on kadar arkadaş bir vakıf evinde kalmıştık ve arkadaşımızın birisi görme engelliydi. Onların gözü görmüyordu ama işitiyor ve konuşuyorlardı. 
   İşitme engellileri de görmüştüm ortaokul yıllarında mahallemizde böyle bir arkadaş vardı ve hareketler yardımıyla bir birimizle iletişim kurardık. Onlar da duyamıyorlar ve duyamadıkları için de konuşamıyorlardı. Ama görüyorlar ve işaretlerle anlaşıyorlardı. 

Fakat bu yeni gördüğümüz şahsın durumu farklıydı ve hayatı çok zordu. Ayrı bir yere tepside yemek getirdi ev sahibi. Dış dünya ile ilişkisini sadece dokunma yoluyla sağlayabiliyordu. Ben de bir yandan yemeğimi yerken diğer taraftan o şahsı gözlemledim. O kadar zor bir hayatı vardı ki anlatamam.
  İsra suresi 97. ayet geldi aklıma… 
"Allah kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız."(1) 
Bu ayeti düşündüm. Mahşerde kör, sağır dilsiz olarak haşrolan bir de yüzükoyon yürümeye çalışan  insanları...
  Bu Ayet-i Kerimeyi düşünürken şöyle bir manzara canlandı gözümde:
 Sur'a ikinci kez üflenmiş ve bütün insanlar tekrar dirilmişler. Her yer insan… 
iğne atsan yere düşmeyecek. Ve yukarıda bahsedilen biçimde haşrolan insanlar.
Nereye gideceğini   göremiyor, bilemiyor, soramıyor, konuşamıyor, Konuşulanı duyamıyor. İnsanların ayakları altında eziliyor ve üzerine basan kişilere bir şey diyemiyorlar.
 Rabbim böyle duruma düşmekten muhafaza buyursun. 

LÜTFEN

 Lütfen bu ayet-i kerimeyi derin derin tefekkür edelim..

İçerisinde, alacağımız çok önemli dersler var, onları bulmaya çalışalım.

(Eûzü billâhi mineşşeytânirracim. Bismillâhirrahmânirrahim)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَتَّقُوا اللَّهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

"Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size Furkan (iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış) verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir."

8-Enfal : 29

Bu ayet-i kerimeden dini meselelerde ihtilaf olduğunda müttaki alimlerin görüşünün daha isabetli olacağını anlıyorum.

 

Lütfen bu ayet-i kerimeyi derin derin tefekkür edelim..

İçerisinde, alacağımız çok önemli dersler var, onları bulmaya çalışalım.

(Eûzü billâhi mineşşeytânirracim. Bismillâhirrahmânirrahim)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَتَّقُوا اللَّهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

"Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size Furkan (iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış) verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir."

8-Enfal : 29

Bu ayet-i kerimeden dini meselelerde ihtilaf olduğunda müttaki alimlerin görüşünün daha isabetli olacağını anlıyorum.

 Lütfen bu ayet-i kerimeyi derin derin tefekkür edelim..

İçerisinde, alacağımız çok önemli dersler var, onları bulmaya çalışalım.

(Eûzü billâhi mineşşeytânirracim. Bismillâhirrahmânirrahim)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَتَّقُوا اللَّهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

"Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size Furkan (iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış) verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir."

8-Enfal : 29

Bu ayet-i kerimeden dini meselelerde ihtilaf olduğunda müttaki alimlerin görüşünün daha isabetli olacağını anlıyorum.

 Lütfen bu ayet-i kerimeyi derin derin tefekkür edelim..

İçerisinde, alacağımız çok önemli dersler var, onları bulmaya çalışalım.

(Eûzü billâhi mineşşeytânirracim. Bismillâhirrahmânirrahim)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَتَّقُوا اللَّهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

"Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size Furkan (iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış) verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir."

8-Enfal : 29

Bu ayet-i kerimeden dini meselelerde ihtilaf olduğunda müttaki alimlerin görüşünün daha isabetli olacağını anlıyorum.

 

UNUTAMADIĞIM HATIRALARDAN-8

HATALARIMDAN ÇIKARDIĞIMDERSLER 

Gençliğimde merak ettiğim konularda araştırma yapmak, öğrendiklerimi müzakere etmek ve konu üzerinde tartışmak zevk aldığım şeyler arasındaydı.

   Erzurum İslami İlimler Fakültesinde öğrenci iken, bir gün seferilik mevzusunda bir mesele kafama takıldı. Kendi çapımda araştırıp öğrendim.
   Aynı fakülteden dört arkadaşla aynı evi paylaşıyorduk. Diğer üç arkadaş benden bir sınıf üstte okuyorlardı.
   Yukarıda bahsettiğim mevzuda araştırma yaptığım hafta idi. Evimizde arkadaşlarla aramızda ilmi müzakereler yaparken seferilik konusu açıldı. Bu konudaki bir meselede benim görüşümle arkadaşların görüşleri farklıydı.
 Ben mevzuyu yeni araştırdığım için kendimden gayet emindim. Öyle emindim ki konunun geçtiği sahifeyi hatta paragrafı bile hatırlıyordum.
    Arkadaşlara dedim ki:
   " Ömer Nasuhi Bilmen hocanın Büyük İslam İlmihali kitabının 173. sahifesini açın..." Ben böyle deyince arkadaşların tereddüde düştükleri yüzlerinden belli oluyordu. Bir arkadaş belirtilen sahifeyi açtı. Ona, “Şu paragrafı (zannedersen 4. paragraf) okur musun?” dedim.
   Herkes pür dikkat okunanı dinliyordu. Arkadaş paragrafı okuyunca,  yüzüme şaşkınlıkla bakmaya başladılar. Ben de şaşkın vaziyetteyim. Çünkü okunan paragraftaki bilgiye göre arkadaşların görüşü doğru, benimki yanlıştı.
  Bu sefer kendim aldım kitabı ve dikkatlice okudum. Evet, kendimden çok emin olarak savunduğum görüşüm yanlıştı. Sahifesine, paragrafına kadar hatırladığım yeri yanlış anlamıştım.
  Bu olay benim için çok önemli bir tecrübe oldu. Sonraki hayatımda iyi bildiğim mevzularda bile, başkaları farklı görüş ileri sürüyorlarsa daha temkinli davrandım.
  Mesela, "Bu kesinlikle böyledir" demek yerine; "Ben bu mevzuyu böyle biliyorum, ama belki senin görüşün doğrudur. Kaynaklara bir bakalım" gibi şeyler söyledim.
  Eğer ders almasını bilirsek, hatalarımız bizim için ne güzel öğretmenlerdir.

  Bu olaydan, bildiklerimizi başkalarıyla müzakere etmenin, doğru bilgi için önemini de kavramış oldum.

MANŞET!

ÖLÜMLER ÜZERİNE...

 ÖLÜMLER ÜZERİNE Eskiden insanların pek çoğu hastalandıklarında ya tedavisi olmadığından, veya imkanları olmadığından ölüp giderlermiş. Mese...