BİR DİLEKÇE

"Rabbim! gireceğim yere dürüstlükle girmemi çıkarken de (ayrılırken) dürüstlükle ayrılmamı nasip et..." (İsra 80. ayet ve öğretilen dua)

1986 yılında başlamış olduğum öğretmenlik serüvenimi bu dönem sonu sonlandırmak için dün emeklilik dilekçemi verdim.

Öğretmenlikten ve öğretmekten büyük zevk aldım. Yaş haddine (zorunlu emeklilik yaşına) yedi sene var. Fakat ruhen ve bedenen yorulduğumu hissettim.

Öğretmenlik hayatım boyunca

*Hiç idareci olmadım. Bu konudaki teklifleri teşekkür ederek kabul etmedim. (Miili Eğitim Bakanlığında iki tane üst düzey bürokrat samimi arkadaşım olduğu halde idari görev istemedim) Öğretmenlikte daha verimli olduğumu ve olacağımı düşündüm.

*Keyfi ve kendi işlerim için rapor almadım.

*Çok zorunlu değilse hastahaneye ve sağlık ocağına dersim olmadığı zamanlarda gitmeye gayret ettim. Hatta iki hafta istirahat gerektiren bir ameliyatımı sömestre tatiline erteledim.

*Çok önemli bir durum yoksa mazeret izini kullanmadım. (İzinli olduğum zamanlar okulun veya Milli Eğitimin görevlendirmesi sebebiyledir.)

* Çok değişik okullarda çalıştım. Görev aldığım yerlerde problem çıkaran değil çözüm üretmeye çalışan ve çözüm önerileri sunan bir kişi olmaya gayret ettim.

*Derslerimi günlük hayatla bağ kurarak anlatmaya çalıştım. Dersin bir bölümünü hayat dersi olarak vermeye çalıştım.

*Öğretmenliğimin ilk dönemleri hariç "kolaylaştırma, müjdeleme ve nefret ettirmeme" ilkesine uygun davranmaya gayret ettim.

*Genelde öğrencilerimin gönlüne dokunmaya çalıştım.

*Şahsi kırgınlıklarımı nota yansıtmadım.

*Öğrencilerin önemli problemlerini çözmeye gayret ettim. Bu sebeple bir çok öğrencim özel problemlerini bana anlatmışlardır. Bunlar bende sır olarak kalmıştır.

*Hatalarımız ve yanlışlarımız olmuş mudur? Hem de çok olmuştur. Çünkü biz robot değiliz psikolojik durumumuz mutlaka okuldaki davranışlarımıza yansır. Hatamı anladığımda özür diledim. Ama hatamı anlamadığım bir çok durum da elbette olmuştur.

NOT: Bilerek kimseye yanlış yapmadım fakat bilmeden haksızlık yaptıklarım varsa haklarını her şekilde alabilirler. Veya helal etsinler.

*Bundan sonraki hayatımın, Rabbim'e değişik zamanlarda ve özellikle duanın daha çok kabul edildiği yer ve zamanlarda 

“Rabbim beni Kur’anın ve İslamın hizmetkarı eyle. Ki benim için en büyük makam ve mevki budur.” diye yaptığım duanın bereketiyle ve tecellisiyle geçmesini Rabbim'den niyaz ederim.

Ali USLU 29 Mayıs 2021 TAVŞANLI

 


ÖĞRETMENLİK HATIRALARIMDAN...

   Bir ilköğretim okulunda görev yaparken 8.sınıflardan sınıf rehber öğretmenliğini de yaptığım sınıftan iki kız öğrencim, iki erkek öğrencimizden (kendilerine çıkma teklifinde bulunduklarını, böyle bir durumu istemedikleri halde ısrar edildiğini) söyleyerek şikayette bulundular.

Erkek öğrencileri çağırıp özel görüşme yapayım dedim. Görüşme için uygun boş bir salon aradım bulamadım. Baktım müdür yardımcısı odasının birisi boş, oraya aldım öğrencileri ve nasihat etmeye başladım.

  Ben öğrencilerime konuşurken deli dolu tabir edilebilecek (kötü niyetli veya kötü birisi değil aslında) bir öğretmen arkadaş odaya girdi. Konuşmalarımıza biraz kulak misafiri oldu. (Muhtemelen kız meselesi yüzünden erkek öğrencilerin üzgün olduklarını veya depresyona girdiklerini düşündü ki) teselli etmek amacıyla olsa gerek:

"Bak oğlum! Ben tam on bir tane kızla gezdim, on ikincisiyle evlendim." dedi.

İçimden “la havle” çektim... Ben ne anlatıyorum, arkadaş ne söylüyor... Öğrencilerime baktım. Bu sözlerden sonra ne diyebilirdim ki? "Tamam evladım çıkabilirsiniz..." diyebildim.

   Bu olay aslında eğitim sistemimizdeki bir çok problemin (veya çocuklardaki kafa karışıklığının) sebebini özetliyor.

Eğitim sistemimizde öğretmenlerin ortak bir ahlak anlayışı yok maalesef. Birinin yaptığını öbürü bozuyor. Birilerinin doğru gördüğüne öbürleri yanlış diyor. Tabiri caizse birilerinin diktiği fidanı öbürü söküyor. Sonra da deniyor ki bu arazide niçin iyi ağaç yetişmiyor.

Tabi bu hengamede olan öğrencilere ve topluma oluyor.

Bu farklı ahlak anlayışı sadece öğretmenlerde mi var?

- Hayır...

Çocuklarımızın her zaman girdikleri internet sitelerinde de farklı farklı ahlak anlayışları var, izledikleri dizilerde de. Bunları takip eden gençlerimizin kafası karışık olmaz mı sizce?

 


KISA BİR DUA AYETİ

 KISA BİR DUA AYETİ. ( Ve dua öğreten ayet)

وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

"De ki: Rabbim! Bağışla ve merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”
(Müminun : 118)
Ayetin dua bölümü okunuşu:
"Rabbiğfir, ve'rham. Ve ente hayru'r râhimîn."

MANŞET!

ÇOK KAN LAZIM

 Ankara İlahiyat fakültesinde okurken bizden bir sınıf geride Mehmet Arif (soyadını hatırlayamadım) isminde Kütahyalı bir hemşehrim vardı.  ...