UNUTAMADIĞIM HATIRALARDAN

        SELAM SÖYLE MUSTAFA'YA   
Yıl 1988 şubat tatili.Diyanet İşleri Başkanlığının organize ettiği umre ziyareti için bir otobüs öğrencinin başında yola çıktık.
Güzegahımız üzerindeki bazı yerleri ziyaret ederek  Medine sonra Mekkeye gideceğiz.
Yurt içinde Konya, Tarsus, Urfa ziyaret yerlerimiz
Yurt dışında İse Musul, Bağdat, Kerbela var. Sonra birer hafta Mekke ve Medine.
Tarsusa sabahleyin vardığımızda 86-87 yıllarında çalıştığım Endüstri Meslek Lisesine vardık. Sağ olsunlar  idareciler bize misafirperverlik gösterip öğrencilerimize yemekhanede güzel bir kahvaltı verdiler.
    Ben de o sırada oradaki dostlarımı arayıp kısa süreliğine Tarsusta olduğumu bildirdim. Arzu ederlerse gelebilecekleri yeri belirttim. Çok geçmeden bazı dostlarımız geldiler. Hoş-beş edip hasret giderdikten sonra bie arkadaş. Medine'deki Mustafa'ya selam söyle dedi. Kim bu Mustafa dedim. Peygamberimizden bahsetse bu şekilde bahsetmez daha saygılı konuşurdu.
Arkjadaşımız Mustafa var ya Medineye çalışmaya giden. Yine tanıyamadım. Sonra araştırırken anladım kiBen 86 da Tarsusta göreve başlamadan Medineye gitmiş bir arkadaşmış.Bu durum anlaşılınca o arkadaş. "İyi bakalım görürsen selamımızı söylersin" dedi. Ve aleyküm selam dedim. O zamanlar cep telefonları yok. Musatafa'nın adresi de yok arkadaşlarda.    
   Neyse biz planladığımız biçimde ziyaretlerimizi yaparak  Mekke'ye vardık Unremizi yaptı ziyeret yerlerini ziyaret ettik Medineye döndük. Orada da ziyeret yerlerini ziyaret ederek Mesci-i Nebide namazlarımızı kılarak geçirdik. Son günmüydü yoksa son günden bir gün öncemiydi hediyelik hurma almak için yatsı namazından sonra hurma pazarına gidiyoruz öğrencilerle. O zamanlar Mescid-i Nebi şimdiki gibi büyük değildi Mescidin kenarlarında küçük hediyelik dükkanları vardı sonro boş araziden geçip hurma pazarına gidiliyordu.
Şimdilerde o dükkanların olduğu yerler hatta daha ilerisi Mescide veya avlusuna dahil edilmiş. Hurma pazarıyla Mescidin arası dükkanlarla ve otellerle doldurulmuş.
   Biz tarif üzere boş arazide ay ışığında giderken arkadan bir kiş türkçe gurbet türküsü çekmiş geliyor. İster istemez dönüp bakıyoruz arapların giydiği entari giymiş bir kişi. Bizim baktığımızı görünce selam veriyor aleykümselam diyoruz. Nerelisiniz diye soruyor. Kütahyalıyız. Siz nerelisiniz. Tarsusluyum. İsminiz ne? Mustafa
Sehaddin hocayı ve şunları tanırmusun
Evet tanırım arkadaşımdırlar.
Onların sana selamı var. diyorum. Ve olan biteni anlatıyorum.
Bize mihmandarlık yapıyor orada hurma konusunda bize yol gösteriyor ve toplu alacağımız için pazarlık yapıveriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

ÇAM DEVİRMEK

 Yıllar önce bir çay bahçesinde çay içip sohbet ediyoruz. Arkadaşlar var, arkadaşların arkadaşları var. Yani bulunanların hepsi birbiriyle s...