UZUN YOL ŞOFÖRÜ

   Çay ocağında birbirlerine yakın oturmak zorunda olduklarından konuşulanları duyan şahısa, dervişin konuşmaları ilginç gelmişti. Mevzu bitene kadar dikkatlice dinledi. Mevzu bitince,

“Abi! konuşmalarınız çok ilgimi çekti, çok da güzel anlatıyorsunuz.” dedi, dervişe.

“Estağfirullah kardeşim” dedi, derviş. “ İsminiz nedir? nerelisiniz? ne ile meşgul oluyorsunuz?“ diyerek onun da konuşmaya dahil olmasını sağladı.

“Uzun yol şoförüyüm. Kamyonum ile şehirler arası yük taşırım abi” dedi şahıs, ve kendini tanıttı.

Derviş gülümsedi ve:

"Aslında hepimiz uzun yol şoförü sayılırız hayat yolculuğunda". dedi. Biraz sustuktan sonra devam etti:

-Hayatınızın çoğu yollarda geçiyor demek ki…

Peki yola çıktığınızda hep yolu mu düşünürsünüz? başka bir şey yapmaz mısınız?

Adam cevap verdi:

-Abi, yola çıkınca gözümüz hep yollarda olur. Fakat başka işler de yaparız. Çoluk çocuğumuzu düşünürüz. Alacak verecek hesapları yaparız, radyo dinleriz. Haberlerle ilgili değerlendirme yaparız.

Müzik dinler, bazen eşlik ederiz. Yanımızda arkadaş olursa onunla sohbet ederiz, çerezlerden atıştırırız. Yani hem gider hem de başka şeyler de yaparız.

"Anladım dedi" derviş.

-Bir yandan değişik aktivitelerde bulunurken diğer yandan gözünüz ve zihniniz yolda oluyor değil mi?

Baktınız bir kasis var, hemen yavaşlıyorsunuz ve oraya girmemeye çalışıyorsunuz. Önünüzde giden araba firen yaptı diyelim, hemen siz de yavaşlıyorsunuz vs. değil mi?

-"Evet" anlamında başını salladı adam.

-Peki, gözünüz kısa bir süreliğine yoldan ayrıldı diyelim. Ne olur?

-Ne olacak abi, kazaların çoğu öyle oluyor zaten. Kısa bir dikkatsizlik, dalgınlık büyük kazalara sebep olabiliyor.

Yoldan çıkabilirsiniz, öndeki araca vurabilirsiniz, devrilebilirsiniz, vs.

Derviş sanki bu cevabı bekliyordu. Dedi ki:

-Bak güzel kardeşim. Ahirete inanan kimseler için de, hayat uzun yol şoförlüğüne benzer.

Bir yandan dünyalık işlerimizi yaparken diğer yandan zihnimizde hep Ahiret düşüncesi olmalıdır.

Mesela, arkadaşlarınla sohbet ediyorsun. Birisiyle ilgili olumsuz şeyler söylemek istiyorsun; zihnin hemen uyaracak:

"Bu sözü sakın söyleme. Yoksa Ahirette zarar edersin."

Yolda yürüyorsun. Karşıdan na-mahrem birileri geliyor. Gözün oraya kaymaya çalıştığında zihnin ikaz edecek:

" sakın bakma Ahirette zarar edersin."

Kısacası, konuşurken, yürürken, iş yaparken, TV izlerken, her ne yaparsan, zihin devamlı Ahiretle ilgili uyarılar vermelidir. Vermezse kasise girip dingili kıran şoför durumuna düşebiliriz.

Nasıl ki on saatlik yoldan dikkatle gelip, bir kaç saniyelik gaflet sebebiyle kaza yapan şoförün, dikkat ettiği on saati hatta şimdiye kadarki birikimleri boşa gidebiliyorsa, Ahiret yolcusunun kısa bir dikkatsizliği de onu manen perişan edebilir.

Peygamber efendimizin sık yaptığı bir duanın Türkçesi şöyledir:

"Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım! kalbimi senin dininde ve sana itaatte sabit kıl. Göz kapayıp açıncaya kadar, hatta daha az zaman için bile beni nefsime bırakma"

Derviş sözünü bitirerek sandalyesine yaslandı.

Verilen örnekler şoförün çok hoşuna gitmişti. Teşekkür ederek müsaade istedi. Kalkıp elini cebine attığında, derviş seslendi:

-Lütfen beyefendi! misafirim sayılırsınız. Kahveciye de parayı almaması anlamında işaret yaptı.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

ARAKADAŞLARINDAN DEVAMLI ŞİKAYET EDEN BİR KIZ ÖĞRENCİM.

 İlk öğretim okullarında çalıştığım dönemlerde sınıf rehber öğretmenliğini de yaptığım 6.sınıflardan bir kız öğrencim her hafta bir kaç kez ...