MUSİBET

 *-Hocam!

-Buyur kardeşim.

*-Bu sıkıntılarım ne zaman geçer?

-Hiç olduğunu anladığında...

*-Nasıl yani???

-Bak gönlü güzel kardeşim. Bir çok sıkıntımızın altında kendimizi bir şey zannetmemiz ve (belki de buna dayalı olarak söylediğimiz sözler ve tavırlar) yatar. Yeteneklerimiz, gücümüz, zekamız, makamımız, maddi durumumuz, itibarımız, çocuklarımız ve bunun gibi şeylerin Allah Tealanın bir lutfu veya bir emaneti olduğunu unutur, bunları kendimizden bilirsek; başka musibet aramaya gerek yoktur. Bu durum bir mümin için başlı başına bir musibettir.

Bu durumda olan kişiler; Ya büyük konuşmasından, ya Rabbimizi gücendirecek bir tavır ve davranışından dolayı sıkıntı çekerler. Ya da, "şu niye böyle olmadı, bu niye böyle oldu, ben niye şöyle olamadım" gibi düşüncelerle huzursuz olurlar. Ayrıca, bütün bize ait olduğunu zannettiğimiz şeylerin gerçek sahibinin Allah Teala olduğunu anlayana kadar burun sürtülmeye devam eder Allahu a'lem.-

Kişi bunların Allah Tealanın kendisine bir emaneti olduğunu bilip teslim olduğunda ise, bir çok problem kendiliğinden hallolur. Kişi sukuna erer. O artık, her şeyin sahibin Allah Teala olduğunu, O'nun her şeyi görüp gözettiğini bilir ve elindekileri en iyi şekilde değerlendirip Onun rızasını kazanmaya çalışır.

Not: Kişinin elindekiler, çok büyük imkanlar olabileceği gibi çok sınırlı imkanlar da olabilir. Mühim olan eldeki imkanların nasıl kullanıldığıdır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

ÖĞRENCİLERİN ÇIKARDIĞI DERLER

    Uzakdoğu'yu  bizim insanımız daha çok sporlarıyla bilirler. Ju-do, tekvan-do gibi sporlar Uzakdoğu kökenlidir. Gerçi o sporlar da sı...