TUTKULAR İNSANI KÖR VE SAĞIR EDERMİŞ.

    Uzun  yıllar önce bir lisede çalışırken  lise birinci sınıftaki öğrencilerimi daha iyi tanımak maksadıyla onlara şöyle dedim:

“ Sizi şahsen ve ismen tanıyorum. Fakat isminizden öte pek tanımıyorum. İnsanlarla iyi iletişim kurmak onları daha yakından tanımakla mümkündür. Bu nedenle  sizi daha yakından tanımak istiyorum. Birer parça kağıt çıkarınız ve kendinizi nasıl tanıtmak isterseniz o şekilde yazınız.”

Sınıfta oldukça neşeli görünen bir kız öğrencim şu şekilde yazmış.

"Hocam, bakmayın benim okuldaki neşeli halime… Evde benim ağzımı bıçak açmaz. Benim buradaki neşeli halim belki de dertlerimi unutmak veya bastırmak içindir…

  Benim annem olacak o kadın, başka adamla kaçtı. Ondan nefret ediyorum ama içimdeki sevgiye de engel olamıyorum. Bazen düğünlerde karşılaşıyoruz bana konuşmak için fırsatlar arıyor fakat ben  yanaşmıyorum vs…"

     Bu minval üzere dertlerini anlatmış. Müsait bir zamanda çağırdım. Anlattı ağladı biraz rahatladı. Annesiyle ve kendisiyle ilgili bir çok şey anlattı. Ona önce bu olaydan dolayı kendisinin hiç bir sorumluluğu olmadığını bundan dolayı da hiçbir zaman utanmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım.

Başka kardeşleri olup olmadığını sordum. Biri kendisinden büyük diğeri küçük toplam üç kardeş olduklarını söyledi.

 Dikkatimi en çok yukarıda da belirttiği gibi öğrencinin annesini hem sevmesi hem de ondan nefret etmesi çekti.

Annesine karşı  derinlerde bir sevgisi vardı. Fakat yaptıkları yüzünden de ondan nefret ediyordu. Belki annesini sevmeyip sadece nefret etse iç alemi daha huzurlu olacaktı fakat zıt duyguların arasında sıkışmış bir durumda idi. Tabii çok üzüldüm.

İşin ahlaki boyutu ayrı bir facia ama öyle tahmin ediyorum ki, o kadın gittiği günün hemen ertesi günü çocuklarını düşünüp yaptığından pişman olmuştur. Fakat geri dönülmez bir yola girdiğinden dönüş imkanı da yoktur.

Peygamber efendimizin "Tutkular kişiyi kör ve sağır eder" mealindeki hadis-i şerifi tam da bu tür olaylar için söylenmiş gibidir.

Şeytan bizi dünyada rezil rüsvay eylemek Ahirette de Cehenneme düşürmek için çalışır ve nefsimize hoş gelen bazı şeyleri biz süsleyerek güzel gösterir..

Şeytan dışarıdan, nefsimiz içeriden birleşirlerse işimiz daha zor olur. Bize düşen, nefsimizin arzularının  kötü olanlarına karşı dikkatli olmak ve Allah Teala’ya sığınmaktır. Daha önemlisi nefse ve şeytana fırsatlar vermemektir.

Peygamber efendimizin şu duasını da  dilimizden düşürmemeye çalışalım.

"Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım. Kalbimi senin dinin ve sana itaat üzere sabit kıl. Göz açıp kapayıncaya kadar hatta daha az zaman için bile beni nefsimin eline bırakma"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

USLUP

 " Kalpleri kırmak ve kazanmak arasında adı "üslûp" olan çok ince bir çizgi vardır." ...