KABE'NİN KARŞISINDA

99 yılında Rabbim nasip eyledi Hacc ibadeti için mübarek yerlere gitmiştik.
Önce sekiz gün Medine'de kalıp sonra Mekke'ye geldik.
Perşembeyi Cumaya bağlayan bir gece teheccüd vaktinde hanımla birlikte Mescid-i Harama gittik. Ortalık tenha olduğu için Kabe'ye çok yakın bir yere birinci saffa oturduk. Önümüzde az sayıda insan tavaf ediyordu.
Kabe karşımızda, gecenin sakin zamanı, biz tesbihat ve dua ile meşgul iken yanımıza bir Türk aile daha geldi. Selam verdi oturdu. Biz selamını alıp kendi işimize döndük. Biraz sonra adam nereli olduğumu sordu. Söyledim, kendi memleketini söyledi. Ben yine işime döndüm. Biraz sonra adımı ve ne iş yaptığımı sordu. Söyledim, İşime döndüm. Biraz sonra ne zaman geldiğimizi kiminle geldiğimizi v.s sormaya devam etti.
Tabi her seferinde ibadetim bölünüyor tekrar konsantre olmak zaman alıyordu. Baktım adamın canı muhabbet istiyor.
Onu kırmamaya çalışarak dedim ki:
Bak amca!
Normal zamanlara göre cuma akşamları ibadetler daha çok kabul edilir.
Yine normal zamanlara göre gece yapılan nafile ibadetler daha çok kabul edilir.
Yine, Kabe'nin yanında yapılan ibadetler daha çok kabul edilir.
Ayrıca biz hacc için gelmişiz. Allah'ın misafirleriyiz. Onların duaları da daha çok kabul edilir.
Şu anda saydığım dört şeyin hepsi bizde mevcut. Böyle bir fırsatı ömrümüzde bir daha yakalama ihtimalimiz oldukça düşüktür. Fırsat bu fırsattır. Şu önümüzdeki bir saati ne kadar değerlendirebilirsek o kadar kardır bizim için. Sohbeti her zaman yapabiliriz. Benimle olmasa başkasıyla...
Allah'tan adam anlayışla karşıladı da biz işimize devam ettik.
Daha sonra bu olayı düşünürken rahmetli dedemin anlattığı bir hikayenin şu bölümü aklıma geldi.
"Padişah iyilik yapmak istediği gariban misafirini bir saatliğine değerli mücevherlerin de bulunduğu bir hazineye göndermiş. Görevliler demişlerki:
"Bu bir saatte hazineden ne çıkarırsan senindir." Şahıs da orada gezerken ilginç bir oyuncak görmüş. Nasıl çalıştığını merak etmiş. Onunla oynarken bir saat bitmiş. Ve eli boş olarak hazineden ayrılmış."
Bizim durum da bu hikayedeki adama benzeyecekti.
Size tavsiyem mübarek yerlere gittiğinizde özellikle ibadet yerlerinde sohbet etme imkanı olmayan kimselerin yanına oturunuz. (Sizin dilinizi bilmeyen kimselerin yanına)
Rabbim elimize geçen fırsatları iyi değerlendirebilen bahtiyarlardan eylesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

UMRE HATIRALARI-7 (MEKKE'DE YEDİ GÜN)

   ... Mescid-i Haram'a giderken heyecanlıydık. İçeri girip ışıkların altında parlayan Kabe'yi gördüğümüzde heyecanımız doruğa çıktı...