UMRE HATIRALARI (1)

ÖĞRENCİLERLE UMRE YOLCULUĞUMUZ- (1) (UMRE HATIRALARI)
1987-88 öğretim yılında yılında Tarsus'tan Tavşanlı Atatürk Lisesine tayinim yapıldı. İki -üç ay kadar sonra müdürümüz çağırdı. Diyanet İşleri Başkanlığının bir kaç yıldan beri sömestre tatilinde öğrenciler için umre organizasyonu yaptığını, umreye gitmek isteyen öğrencilerin başında görevli olarak umreye gidip gidemeyeceğimi sordu. Bu konudaki cahilliğimizden midir? yoksa öz güven yüksekliğinden midir? veya ikisinin karışımı mıdır? bilmiyorum, görevi hemen kabul ettim. Henüz iki yıllık öğretmendim.
Öğrencilere duyurularımızı yaptık, şartları söyledik. Bizimle görüşmek isteyen öğrenci ve öğrenci velileriyle görüştük.Umre için kayıt yaptıran öğrencilerin vekaletlerini alarak pasaportlarını çıkarttık. Paralarını bankaya yatıranların dekontlarını aldık. Diğer evrakları da tamamlayıp Kütahya Müftülüğüne teslim ettik. DİB vizelerimizi aldı. Çıkış günümüzü bize bildirdi. Bizim okuldan otobüsümüz dolmadığı için İHL den de öğrenci kaydetmiştik. Onların da işlemlerini yaptık. Üç hafta yetecek biçimde kahvaltılık yiyecekler aldık. Önceki sene umreye giden müdürümüzün tavsiyesiyle epeyce doğranıp / kurutulmuş ekmekler hazırladık. "Oranın ekmeklerini yiyemedik" demişlerdi. Sanki sadece suyu bulunan yiyecek namına hiç bir şey bulunmayan bir ormana gidiyormuşcasına yiyecek hazırladık.
Neler götürmemiz gerektiğini önce giden arkadaşlardan öğrenip öğrencilerle ve velilerle paylaşmıştık. Herkes ihram ve terliklerini valizlerinde hazırlamıştı. Paralarının çalınmasına karşıda alınacak tedbirleri söyledik.
Umreye otobüs ile gidip gelinecekti. Gidecek otobüste aranan şartları da DİB belirlemişti. İdareyle birlikte şartları tutan bir otobüs ayarladık.Otobüsümüz Ayvalı köyünden Turgut abiye aitti. İki şoför istiyorlardı. Şoförün birisi Turgut abi diğeri Ali abi idi. Onlar resmi işlerini kendileri hallettiler.
Yolculuk günümüz geldi. Her şeyimiz hazır otobüs beklerken otobüs biraz gecikti. Meğer Turgut abi o gün ayağını çatlatmış alçıya almışlar falan. Otobüs geldi. Turgut abinin ayağının biri alçıda. O halde otobüs sürmesi mümkün değil. Ayağını uzun zaman aşağıda tutunca ağrıma şişme ve durumu varmış. Ayağını biraz yüksekte tutması gerekiyormuş.
Şoförü değiştirelim desek pasaport ve vize işlemleri en az bir kaç gün sürecek. Yapacak başka bir seçenek yok. Bir buçuk şoförle yola gitmeye karar verdik.
Benim sorumlu olduğum arabada 34 öğrenci, iki şoför ve ben toplam 37 kişiydik. Eşyaları zar zor yerleştirdik. Bagajlar almadığı için bazı eşyaları koridora koyduk. (Eşyaların çok olma sebebini sonradan öğrendim. İnşaallah gelecek bölümlerin birinde anlatırım) Öğrencilerin çoğu orta okul öğrencisi daha az kısmı da lise öğrencisiydi (Atatürk lisesinin bünyesinde o dönemler hem ortaokul hem lise vardı) Yola çıkma vaktimiz geldi. Sayım yapacağız fakat otobüse binen öğrencilerin yakınlarını aşağı indirmek büyük problem. Zaten koridorlar dolu. O hengamede bir öğrencinin ukala bir dedesiyle münakaşa ettik. Araya girenler falan oldu. Sonradan öğrendiğime göre bu civarın en ukala adamlarından birisiymiş.
Yaşı küçük öğrencilerden birisinin babası geldi yavaş bir sesle çocuğunun arasıra yatağını ıslattığını söyleyip bilgim olmasını istediğini söyledi. La havle vela kuvvete illa billah. Yahu ben nasıl bir önlem alabilirdim ki... Otobüsümüz yavaş yavaş hareket edince fazlalıklar aceleyle indiler. Çok şükür yola çıkabildik. EML öğrencilerini götüren bir otobüs daha vardı. Beraber yola çıktık. O otobüste daha önce de öğrenci götürmüş nisbeten tecrübeli bir hocamız vardı.
Devam edecek inşaallah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

UMRE HATIRALARI-7 (MEKKE'DE YEDİ GÜN)

   ... Mescid-i Haram'a giderken heyecanlıydık. İçeri girip ışıkların altında parlayan Kabe'yi gördüğümüzde heyecanımız doruğa çıktı...